<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel>
	<title>B&#220;Y&#220;KGEN&#199;</title>
	<link>http://buyukgenc.azbuz.com</link>
	<description>B&#220;Y&#220;KGEN&#199;</description>
	<language>tr</language>
	<docs>http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss</docs>
	<lastBuildDate>26 Jul 2006 14:22:10 GMT</lastBuildDate> 
<image>
  <title>B&#220;Y&#220;KGEN&#199;</title> 
  <link>http://buyukgenc.azbuz.com</link> 
  <url>http://s.azbuz.com/images/RSSlogo.gif</url> 
  <width>117</width> 
  <height>35</height>
  </image>
	
	
	
	<item>
	  <dc:creator>mülkiyeli</dc:creator>
		<title>FOTO&#286;RAF ALB&#220;MLER&#304; KISMINA &#199;ERKE&#350; VE &#350;IHDO&#286;AN K&#214;Y&#220; &#304;LE &#304;LG&#304;L&#304; SON RES&#304;MLER EKLEND&#304;</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008164024</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> DİKKAT<br><br> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>18 Jun 2008 14:17:27 GMT</pubDate>
		<guid>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008164024</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>mülkiyeli</dc:creator>
		<title>D &#304; K K A T  SU B&#304;T&#304;YOR</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007789301</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p>DÜNYAMIZ HIZLA KİRLENİYOR, HAVASI, SUYU, GIDA MADDELERİAZALIYOR, KİRLENİYOR.</p><p>&nbsp;<br>BİZLER BİREY OLARAK NELER YAPABİLİRİZ ? </p><p>ÇOKCA AĞAÇ DİKMEYE<span>&nbsp;</span>ÖZEN GÖSTERMELİYİZ. </p><p>DİKİLEN AĞAÇLARIN TAKİBİ YAPILARAK, KURUMADAN BÜYÜMELERİNİ SAĞLAMALIYIZ.</p><p style="color: rgb(51, 51, 51); font-weight: bold; text-decoration: underline; font-family: Courier New,Courier,mono;"><font size="3">SUYU DİKKATLİ KULLANMALIYIZ,</font></p><p style="text-align: justify;">ÜLKEMİZİN SU KAYNAKLARININ DENGELİ DAĞITIMININ SAĞLANMASI,</p><p style="text-align: justify;">SUYU BOL OLAN BÖLGELERDEN SUYU KIT OLAN BÖLGELERE SU AKTARIMININ SAĞLANMASI (TÜNELLERLE VEYA BORU HATLARI İLE -ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞK.NIN YAPTIĞI GİBİ),</p><p style="text-align: justify;">ÜLKEMİZ SULARININ DENİZLERE BOŞA AKMASI ENGELLENEREK, ENERJİ ÜRETİMİ, SULAMA VEYA SUYU KIT OLAN BÖLGELERE AKTARMA ŞEKLİNDE DEĞERLENDİRİLMESİ,</p><p style="text-align: justify;">PİKNİK YAPTIĞIMIZ YERLERDE YEDİĞİMİZ MEYVELERİN ÇEKİRDEKLERİNİ BOŞ ALANLARDA TOPRAĞA GÖMEREK AĞAÇLANDIRMAYA KATILABİLİRİZ,</p><p style="text-align: justify;">ATIK KAĞITLARI BİRİKTİREREK YENİDEN DEĞERLENDİRİLMESİNİ SAĞLAR, AĞAÇLARIMIZI KURTARMIŞ OLURUZ,</p><p style="text-align: justify;">KAYMAKAMLIKLAR VE BELEDİYELER ATIKKAĞIT TOPLAMA YERLERİ BELİRLEYEREK, ATIK KAĞITLARIN DEĞERLENDİRİLMESİNE ÖNCÜLÜK EDEBİLİRLER,</p><p style="text-align: justify;">T.C. ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI'NIN ENVER (ENERJİ VERİMLİLİĞİ) KAMPANYASINA KATILALIM,&nbsp;</p><p style="text-align: justify;">İŞ YERLERİNDE SU, ELEKTRİK, KAĞIT TASARRUFUNA DİKKAT EDİLMELİ.  <br></p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>6 May 2008 10:39:50 GMT</pubDate>
		<guid>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007789301</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>mülkiyeli</dc:creator>
		<title>&#350;IHDO&#286;AN K&#214;Y&#220;</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000000145449</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><img src="http://s.azbuz.com/uploads/images/1/45/5000000000145449.gif" align='right' border='0'> <p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3"><u><font style="background-color: rgb(51, 204, 0);">Şeyhdoğan Köyü :&nbsp;&nbsp; </font></u></font></span></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3"></font></span>&nbsp;</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3">Şeyhdoğan Köyü, Çankırı İli Çerkeş ilçesinin kuzeyinde, Çerkeş ilçe merkezine 4,5 km. mesafede. Çerkeş'e göre denizden yüksekliği biraz fazla olan, yeşillikler içerisinde şirin bir köydür.</font></span></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3"><span></span></font></span>&nbsp;</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3">Çerkeş'in kuzey çıkışında, Gerede-Kurşunlu yolundan karşıya geçince yaklaşık 1 km.lik bir düzlükten sonra hafif hafif yükselen bir yol ile köye ulaşılır. Köyün girişinde sizi köy halkından vefat edenler karşılar. Bir fatihanızı eksik etmezseniz sevindirirsiniz mevtalarımızı. Köy her Anadolu köyü gibi eski canlılığını kaybetmiş, sadece yazları biraz canlılık kazanan küçük şirin bir köydür.<span>&nbsp; </span></font></span></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3"></font></span>&nbsp;</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3">Nüfusunun büyük bir kısmı Ankara, Karabük, Çankırı, Zonguldak, İstanbul ve Kocaeli gibi büyük ve sanayileşmiş şehirlerdedir.<span>&nbsp; </span>Bu şehirlere iş bulma amacıyla giden insanlar oralarda iş bulmuş, oralara yerleşmişler, ev bark sahibi olmuşlardır. Bayramlarda, yaz tatillerinde ve özel günlerde köye kısa süreliğine gelip geri dönmektedirler. </font></span></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3"></font></span>&nbsp;</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3">Şeyhdoğan'ın tarihi inceleme konusu yapılmaya değer özellikler taşımaktadır.<span>&nbsp; </span></font></span></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3"></font></span>&nbsp;</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3">Köy evlerinin temellerinde eski kale kalıntıları veya eski ev kalıntıları olduğu tahmin edilen sutunlar, kesme taşlar, sütun başları, latince yazılar olan taşlar bulunmaktadır. </font></span></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3"></font></span>&nbsp;</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3">Köy, geçmişinde evliyaların yaşadığı müstesna köylerden birisidir. Nitekim bu Allah Dostlarından birisi köy ilkokul binasının hemen karşısındaki küçük mezarlıkta medfundur. Diğerleri ise sanki köyü koruma altına almışcasına köyün etrafında medfundurlar. Mezarı bilinmeyen çok sayıda evliyanın köy içerisinde ve köy dışında mezarının olduğu tahmin edilmektedir. Köyün kuzeyindeki Kabalı Dağı'nda medfun olan Kabal Dede'nin mezarı başında köylüler kurbanlar keserek yağmur duasına çıkarlar. </font></span></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3"></font></span>&nbsp;</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3">Yine köyün hemen yakınında mezarı bulunan Kara Abdullah Dede' de bu Allah dostlarından birisidir.</font></span></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3"></font></span>&nbsp;</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3">Köyde hayvancılık ve tarım yapılmaktadır. Buğday, Arpa, Fiğ, Korunga, azda olsa Nohut, Mercimek ekimi yapılan tarım ürünlerindendir. Bunların yanında Başta Patates ve Kuru Soğan olmak üzere Salatalık, Domates, Biber, Kabak, Marul, Yeşil Soğan ekimi yapılmaktadır. Meyvelerden elma ve erik hemen hemen her bahçe de bulunur. Yine ceviz ağaçları da çok sayıdadır. Köy Camisinin yanındaki Karakız' ın bahçesindeki ceviz ağacı tarihi ağaç konumundadır. </font></span></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3"></font></span>&nbsp;</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3">Köyün doğu ve batı tarafından geçen derelerin kenarlarında çok sayıda kavak ağacı yetiştirilmektedir. Bu yüzden köy yeşillikler içerisindedir. </font></span></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3"></font></span>&nbsp;</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3">Koyun ve Sığır hayvancılığı yapılmaktadır. Ancak hayvancılık köy nüfusunun azalmasına paralel azalmış durumdadır. Köy merası hem geniş, hem de kekikli olduğu için hayvancılık için çok değerlidir. Merada çeşitli mevkilerde pınar ve eşmelerin olması hayvancılık açısından büyük bir avantajdır. Son zamanlarda köyün kuzey kısmının ağaçlandırılması nedeniyle köyün meraları biraz azalmış olsa da yine de köye yetecek kadardır. Ayrıca köy arazisi arıcılık için çok elverişlidir.</font></span></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3"></font></span>&nbsp;</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3">Şıhdoğan köyü İçme suyu ve kullanma suyu sorunu olmayan nadir köylerden birisidir. Köy içerisinde şebeke suyunun yanında köy pınarlarında da içimi hoş içme suları akmaktadır. Köyün kuzeyinde tespit edilen kaynaktan köye hem içme suyu hem de kullanma suyu kanalı döşenmiştir. Özellikle bu su kanallarının yapılarak suyun getirilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederiz.</font></span></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3"></font></span>&nbsp;</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3">Şıhdoğan Köyünde Bayramlar çok canlı geçerdi, gurbette olanlar imkanlarını zorlayarak bayramını köyünde geçirmeye çalışırdı. Bu yüzden bayramlarda köy kalabalıklaşır, gurbette olanlar birbirlerini görme fırsatı bulur, geleneklerini yaşama imkanı bulurdu. Her iki bayramda zirat günü (arefe günü) ikindi namazından sonra köylü Dedeler' in mezarları başında orada yatan Allah dostlarına ve geçmişlerine dua ederler, miyane helvalarını birbirlerine ikram ederler, oradan da köy girişindeki mezarlığa giderek geçmişlerini ziyeret ederler. Akşam&nbsp;köy odasında evlerden gelen yemekler yenir, Bayram sabahı, sabah namazından önce çocuklar evleri dolaşarak şeker toplarlar, bayram namazından sonra köylü birbiri ile cami bahçesinde bayramlaşırlar. Daha sonra sabah kahvaltısı yerine yine köy odasında yemek yenir. Köy odasındaki yemek işleri ile köyün gençleri ilgilenirler, daha sonra da kendi aralarında eğlenceler düzenlerler. Köyün genç kızları ise kendi aralarında eğlenceler düzenlerler, salıncağa binerler (Emine Kavakları'nda), tura oynarlar, esir oynarlar.</font></span></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"></span><span style="font-family: Arial;"></span><span style="font-family: Arial;"><font size="3"></font></span>&nbsp;</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3">Dünyada gıda sıkıntısının başladığı şu dönemlerde; doğal, temiz ve lezzetli köy peynirlerinden, kekik kokulu tereyağlarından, hakiki kaymaklı yoğurtlarından, sütlerinden, balından yemek istiyorsanız, oksijeni bol, temiz köy havası solumak, içimi hoş temiz sulardan içmek istiyorsanız, sizleri köyümüze bekliyoruz.</font></span></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3"></font></span>&nbsp;</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3">Görüş ve önerilerinizi bekliyorum. <span>&nbsp;</span>Ahmet Büyükgenç</font></span></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><font size="3"><span style="font-family: Arial;">abgenc@yahoo.com</span><span style="font-family: Arial;"> , <a href="mailto:erneb18@hotmail.com" target="_blank" class="pageLinks">erneb18@hotmail.com</a></span></font></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3"></font></span>&nbsp;</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><font size="3"></font></span>&nbsp;</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><br></span></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>12 Sep 2006 10:43:43 GMT</pubDate>
		<guid>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000000145449</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>mülkiyeli</dc:creator>
		<title>&apos;Yaratmak&apos; ifadesini kullanmak do&#287;ru mudur?</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007579512</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p align="justify"><span>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<font color="#000000"> <b><u>'Yaratmak' ifadesini kullanmak doğru mudur?</u></b></font></span></p><div align="justify"><span>İnsan, dünyadan malzeme alır ve yeni bir eser inşa eder. Her ne kadar ona ''benim eserim'' derse de, bu sahiplenme bir mecazdan öteye gidemez. Kainat galerisindeki güzel eserlere bir yenisi eklenmiştir ve onun da hakiki sanatkarı yine Allah'tır.</span>&nbsp;<span>Toprağın bitkiyi, ağacın meyveyi, arının da balı yaratamayacağını anlamak zor değil. çünkü bunlar bilgisiz, şuursuz ve iradesiz varlıklar. İnsan ise, üstün kabiliyetleri olan bir varlık. Onun şuurlu eliyle ortaya çıkıveren eserlere bakarak Allah&#8217;ı hatırlamak her zaman mümkün olmayabiliyor. <br><br>Oysa, dikkatle düşününce, insanın da bir vasıta olduğunu anlamakta gecikmiyoruz. çünkü insan, eserini bir düzen dahilinde kurarken hiçbir malzemeyi yoktan var etmez, ancak yaratılanı terkip ve tertip eder. Bunu yaparken, kendisine ihsan edilen cihazları ve duyguları kullanır. Akıl, kalp, hafıza, göz, kulak ve eli veren Allah&#8217;tır. Onun mülkünde, Onun verdiği aletler ve Onun yarattığı malzemelerle çalışan sanatçı, eserinin hakiki sahibi ve yaratıcısı olamaz. <br><br>İnsanın rolü &#8220;dilemek&#8221;tir, iradesini hayır için kullanmaktır. Ağaç vasıtasıyla meyveyi yaratan Allah, insan eliyle de beşeri sanat eserlerini halk etmektedir. Şu halde insan, &#8220;Şu eseri ben yarattım.&#8221; diyemez, ancak, &#8220;Bu eser benim vasıtamla yaratıldı.&#8221; diye düşünerek &#8220;Bu eseri ben yaptım&#8221; diyebilir. <br><br>Bilim adamları ve sanatkârlar, kainattaki İlâhî kanunları keşfederken, çeşitli alet ve makineler yaparken Rablerinin kendilerine bahşettiği kabiliyetleri kullanırlar. &#8220;Bu kanunu ben buldum, şu makineyi ben yaptım&#8221; demeleri, onların bir kanun koyucu ve bir yaratıcı olmalarını gerektirmez. <br><br>Kalbimiz çalışır, kanımız temizlenir, hücrelerimiz yenilenir, vücudumuzda milyarlarca olay cereyan eder, fakat bunların çoğundan bizim haberimiz bile olmaz. Organlarının nerede olduğunu, ne iş yaptığını ve nasıl çalıştığını bilen kaç kişi var? Saçlarımız dökülür, yüzümüz kırışır, belimiz bükülür, dişlerimiz dökülür, nihayet üstüne titrediğimiz hayatımız elimizden alınır, fakat biz, olup bitenlere seyirci kalmaktan başka bir şey yapamayız. <br><br>Organlarının ve duygularının bile gerçek sahibi olmayan insan, nasıl kendi eliyle yaratılan eserlerin hakiki sahibi olur ve onları ben yarattım diyebilir!?..<br><br><b>(hanimlar.com)</b><span><br></span></span></div> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>18 Apr 2008 13:20:16 GMT</pubDate>
		<guid>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007579512</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>mülkiyeli</dc:creator>
		<title>&#350;EYHDO&#286;AN ADI NEREDEN GEL&#304;YOR</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006895991</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <div align="center"><p align="justify"><font face="Times New Roman"><b>Bu tarihi kıymeti yüksek bilgileri aldığım Sn. Hakkı Duran&nbsp;&nbsp;(21. Dönem Çankırı M.V.)'&nbsp;a Teşekkürlerimle;&nbsp;&nbsp; </b></font></p><p align="justify"><font face="Times New Roman"><b>Şeyhdoğan(Şeyhtoğan), Çerkeş&#8217;e bağlı tarihî köylerimizden biridir.</b> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<span style="FONT-SIZE: 9pt; FONT-FAMILY: Verdana"></span></font></p><p align="justify"><font face="Times New Roman"><b><span style="FONT-SIZE: 13.5pt; COLOR: #003399">Köyün Adı</span></b><b><span style="FONT-SIZE: 13.5pt; COLOR: black">: </span></b><span style="FONT-SIZE: 13.5pt; COLOR: black">Bu köy adını hemen akla geldiği üzere bir şahıstan almış değildir. Doğrudan doğruya Şeyhdoğan isimli bir Yörük cemaatının adını taşımaktadır. </span><span style="COLOR: black">Arşiv belgelerinde;</span></font></p><p align="justify"><font face="Times New Roman"><b><span style="FONT-SIZE: 13.5pt; COLOR: black">Şeyhdoğan(Şeyhtoğan) :<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp; </span>Çerkeş Kazâsı (Kengıri Sancağı) &nbsp;&nbsp; Yörükân Tâifesinden </span></b></font><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"><a href="http://www.cansaati.org/topluluk/RTE_textarea.asp?mode=new&amp;POID=0&amp;ID=846#_edn1" target="_blank" class="pageLinks"><span style="mso-special-character: footnote"><u><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: blue; FONT-FAMILY: Verdana; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">[1]</span></u></span><span style="FONT-SIZE: 12pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'">[1]</span></a></span></p><p align="justify"><font face="Times New Roman"><span style="FONT-SIZE: 13.5pt; COLOR: black">şeklinde&nbsp;belirtilerek tam adı ve yeri belirtilmiştir. Buradan anlaşılan Şeyhdoğan bir şahıs adı değil, bir yörük cemaatının ismidir. Köyün adı, Şıhdoğan şeklinde de söylenmektedir.<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>Eskiden ayrı bir karye olarak varlığını sürdüren Eymür Köyü, sonraları Şeyhdoğan&#8217;ın bir mahallesi konumuna gelmiştir.</span><span style="COLOR: black"> .&nbsp;</span></font></p><p align="justify"><font face="Times New Roman"><span style="COLOR: black"></span></font><span style="mso-spacerun: yes"><font face="Times New Roman">&nbsp;</font></span><b><span style="FONT-SIZE: 18pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Arial"><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;</span></span></b><b><span style="COLOR: #003399; FONT-FAMILY: Arial">16. YÜZYILDA KÖYÜN DURUMU</span></b><font face="Times New Roman">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <b><span style="COLOR: black">Şeyh Doğan</span></b></font></p><p align="justify"><font face="Times New Roman"><b><span style="COLOR: black">&nbsp;&nbsp; TAHRİR YILI:&#8230;1521&#8230;&#8230;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 1578/79</span></b><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"></span></font></p><p align="justify" style="mso-line-height-alt: 7.35pt"><b><font face="Times New Roman">&nbsp;&nbsp;&nbsp;HANE</font></b><b><font face="Times New Roman"><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</span>42&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</font></b><b><font face="Times New Roman"><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span>73</font></b></p><p align="justify" style="mso-line-height-alt: 7.2pt"><b><font face="Times New Roman">Mücerred</font></b><b><font face="Times New Roman"><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 14&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></font></b><b><font face="Times New Roman"><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span>54</font></b></p><p align="justify" style="mso-line-height-alt: 7.2pt"><b><font face="Times New Roman">Muâf&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </font></b><b><font face="Times New Roman"><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 5&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></font></b><b><font face="Times New Roman"><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>3</font></b></p><p align="justify" style="mso-line-height-alt: 7.2pt"><b><font face="Times New Roman">Hâsıl&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </font></b><b><font face="Times New Roman">5.278&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</font></b><b><font face="Times New Roman"><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp; </span>7.960</font></b></p><p align="justify"><font face="Times New Roman"><b><span style="COLOR: black">&nbsp;</span></b><span style="COLOR: black">Kaynak: A.KANKAL, 16.Yüzyılda Çankırı Sancağı.S.92.</span><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"></span></font></p><p align="justify"><font face="Times New Roman"><span style="COLOR: black">[Hane: Vergiye tâbi hane(evli erkek) sayısını, t:Tımâr karyesi, v: vakıf karyesi</span><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"></span></font></p><p align="justify"><font face="Times New Roman"><span style="COLOR: black">Mücerred: Vergiye tâbi bekâr erkek sayısını,</span><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"></span></font></p><p align="justify"><font face="Times New Roman"><span style="COLOR: black">Muâf:<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>Çeşitli sebeplerle vergi alınmayanları,</span><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"></span></font></p><p align="justify"><font face="Times New Roman"><span style="COLOR: black">Hâsıl :<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp; </span>Köyden alınan toplam vergi miktarını göstermektedir.]</span><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"></span></font></p><p align="justify"><font face="Times New Roman"><span style="COLOR: black">(Bu bilgiler, 1521 ve 1578 yıllarında yapılan tahrirler(yazımlar)daki Osmanlı dönemi kayıtlarından alınmıştır.)</span><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"></span></font></p><p align="justify"><font face="Times New Roman"><span style="COLOR: black">&nbsp;</span>BİR MÜHİMME KAYDI<span style="COLOR: black"><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"></span></font></p><p align="justify" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><font face="Times New Roman"><span style="COLOR: black">16. yüzyıla ait bir mühimme kaydı, Çerkeş kazâsının Şeyhdoğan köyünden İlyâs bin Izzeddîn kürek cezasını çekmekte iken, bir yolunu bulup kurtularak memleketine geldiği ve fesat çıkardığı bildirildiğinden yakalanarak Dergâh-ı Muallâ&#8217;ya gönderilmesi hakkındadır.</span><span style="COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"></span></font></p><p align="justify" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 9pt; FONT-FAMILY: Verdana"></span>&nbsp;</p><p align="justify" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><font face="Times New Roman">Kengırı beğine, Çerkeş ve Kurşunlu kâdîlarına hüküm ki:<span style="FONT-SIZE: 9pt; FONT-FAMILY: Verdana"></span></font></p><p align="justify"><font face="Times New Roman"><span style="COLOR: black">Hâliyâ Çerkeş kazâsından dârende Ebûbekir gelüp; &#8220;kazâ-i mezkûra tâbi&#8217; Şeyhtoğan nâm karyeden İlyâs bin Izzeddîn nâm kimesne bundan akdem emr ile küreğe konılmış iken bir tarîk ile halâs olup ol cânibe gidüp girü fesâd ü şenâ&#8217;atden hâlî olmaduğın&#8221; i&#8217;lâm eyledüği ecilden <b style="mso-bidi-font-weight: normal">buyurdum ki:</b></span><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"></span></font></p><p align="justify"><span style="COLOR: black"><font face="Times New Roman">Vardukda, mezkûrı elegetürüp yarar âdemlere koşup Dergâh-ı Mu&#8217;allâm&#8217;a irsâl eyleyesin; şöyle bilesin."</font></span><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"><a href="http://www.cansaati.org/topluluk/RTE_textarea.asp?mode=new&amp;POID=0&amp;ID=846#_edn2" target="_blank" class="pageLinks"><span style="mso-special-character: footnote"><u><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: blue; FONT-FAMILY: Verdana; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">[1]</span></u></span><span style="FONT-SIZE: 12pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'">[2]</span></a></span><span style="COLOR: black"><span style="mso-spacerun: yes"><font face="Times New Roman">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</font></span></span><b><span style="COLOR: black; FONT-FAMILY: Arial"><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;</span></span></b></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><b><span style="COLOR: black; FONT-FAMILY: Arial">&nbsp;</span></b><b><span style="COLOR: #003399; FONT-FAMILY: Arial"><span style="mso-spacerun: yes"> </span>TAYİP BAŞER&#8217;İN KAYDETTİKLERİ</span></b><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"></span></p><p align="justify"><font face="Times New Roman"><span style="COLOR: black">&nbsp;</span><span style="FONT-SIZE: 13.5pt; COLOR: black"><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>Tayip Başer: "Şıhdoğan: Doğdu Dağının güney yamacında kasabaya 5km. mesafede Şıhdoğan ve Eymür mahallelerinden ibarettir. Arazisi müsaittir. Rençberlik ve hayvan yetiştirmekle geçinirler. Son yıllarda peynirciliğe ve arıcılığa heves etmişlerdir. Yakınında bir linyit damarı vardır. Bir camii ve 1949&#8217;da yapılmış bir okulu vardır. Nüfusu Dün(1894):265; Bugün(1950)431.&#8221;</span></font><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"><a href="http://www.cansaati.org/topluluk/RTE_textarea.asp?mode=new&amp;POID=0&amp;ID=846#_edn3" target="_blank" class="pageLinks"><span style="mso-special-character: footnote"><u><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: blue; FONT-FAMILY: Verdana; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">[1]</span></u></span><span style="FONT-SIZE: 12pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'">[3]</span></a></span></p><p><span style="COLOR: black"><font face="Times New Roman">&nbsp;</font></span><b><span style="FONT-SIZE: 13.5pt; COLOR: #003399; FONT-FAMILY: Arial">BİR GAZETE HABERİ:<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>ESKİ ESERLER</span></b></p><p align="justify" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana">&nbsp;</span><font face="Times New Roman"><span style="COLOR: black">1930'lu yıllara ait bir gazete haberi, tarla farelerinin arkeolojik hizmetlerini ortaya koyar niteliktedir.</span><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"></span></font></p><p align="justify" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><font face="Times New Roman"><span style="COLOR: black">&nbsp;&nbsp;</span><span style="FONT-SIZE: 13.5pt; COLOR: black">Tarla fareleri tarafından kazılan bir tümsekte Bizans devrine ait bir çok altın çıktığını evvelki nüshalarımızda yazmıştık.Kültür Bakanlığının ilgisini celbeden<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>bu altınların bulunduğu yerde incelemede bulunmak üzere gönderilen memur vasıtası ile yapılan tetkikte burasının Bizans devrine ait bir şehir harabesi olduğu anlaşılmıştır.</span><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"></span></font></p><p align="justify"><font face="Times New Roman"><span style="FONT-SIZE: 13.5pt; COLOR: black">Araştırmada Kızıllar köyünde bir dibek bulunduğu gibi Şeyhdoğan köyünde mermer sütunlar bulunmuş ve buranın bir hüyük olduğu anlaşılmıştır. Bulunan eserler arasında Roma-Bizans devrine ait tahribe uğramış bir mabud da vardır. Tetkik edenlerin verdiği bilgilere göre burası Sart, Didim, Milet,, Larise şehirlerinden küçük ve fakat çok mamur bir şehir imiş. Asıl durum hüyükün araştırılması ile anlaşılacaktır.</span><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"></span></font></p><p align="justify"><span style="FONT-SIZE: 13.5pt; COLOR: black"><font face="Times New Roman">Bir başkasının anlattığına göre Şeyhdoğan köyündeki mermer sütunlardan birisinde yazıların altında ok saplanmış bir yürek resminin olması bir aşk kitabesi olmak ihtimalini veriyor.&#8221;</font></span><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"><a href="http://www.cansaati.org/topluluk/RTE_textarea.asp?mode=new&amp;POID=0&amp;ID=846#_edn4" target="_blank" class="pageLinks"><span style="mso-special-character: footnote"><u><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: blue; FONT-FAMILY: Verdana; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">[1]</span></u></span><span style="FONT-SIZE: 12pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'">[4]</span></a></span></p><p align="justify"><b><span style="COLOR: #003399; FONT-FAMILY: Arial">İKİ TÜRBE<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp; </span></span></b><span style="COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"></span></p><p align="justify"><font face="Times New Roman"><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;</span>Köyde Kabal Dede ve<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>Kara Abdullah Dede<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>adındaki iki zâtın türbesi mevcuttur. Hayatları ve yaşadıkları dönem hakkında bir bilgi bulunmamaktadır.<span style="COLOR: black"></span></font></p><span style="COLOR: black"><font face="Times New Roman"><div><hr align="left" size="1" width="33%"></div></font></span><p><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"><a href="http://www.cansaati.org/topluluk/RTE_textarea.asp?mode=new&amp;POID=0&amp;ID=846#_ednref1" target="_blank" class="pageLinks"><span style="mso-special-character: footnote"><u><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: blue; FONT-FAMILY: Verdana; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">[1]</span></u></span><span style="FONT-SIZE: 12pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'">[1]</span></a></span><font face="Times New Roman"><span style="COLOR: black"> Cevdet Türkay, Osmanlı İmp.Oymak, aşîret ve Cemaatlar, İstanbul-2001, s.596</span><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"></span></font></p><p><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"><a href="http://www.cansaati.org/topluluk/RTE_textarea.asp?mode=new&amp;POID=0&amp;ID=846#_ednref2" target="_blank" class="pageLinks"><span style="mso-special-character: footnote"><u><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: blue; FONT-FAMILY: Verdana; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">[1]</span></u></span><span style="FONT-SIZE: 12pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'">[2]</span></a></span><font face="Times New Roman"><span style="COLOR: black"> 1570-72 yıllarını muhtevî 12 numaralı Mühimme Def. </span><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"></span></font></p><p><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"><a href="http://www.cansaati.org/topluluk/RTE_textarea.asp?mode=new&amp;POID=0&amp;ID=846#_ednref3" target="_blank" class="pageLinks"><span style="mso-special-character: footnote"><u><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: blue; FONT-FAMILY: Verdana; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">[1]</span></u></span><span style="FONT-SIZE: 12pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'">[3]</span></a></span><font face="Times New Roman"><span style="COLOR: black"> Tayip Başer, Dünkü ve B. Çankırı, Ankara, 1956, s.130.</span><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"></span></font></p><p><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"><a href="http://www.cansaati.org/topluluk/RTE_textarea.asp?mode=new&amp;POID=0&amp;ID=846#_ednref4" target="_blank" class="pageLinks"><span style="mso-special-character: footnote"><u><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: blue; FONT-FAMILY: Verdana; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">[1]</span></u></span><span style="FONT-SIZE: 12pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'">[4]</span></a></span><font face="Times New Roman"><span style="COLOR: black"> Çankırı&#8217;da Duygu, 29 Şubat 1936.</span><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"></span></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 9pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana">Hakkı DURAN </span></p></div><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><font face="Times New Roman" size="3"></font>&nbsp;</p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>26 Feb 2008 13:06:09 GMT</pubDate>
		<guid>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006895991</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>mülkiyeli</dc:creator>
		<title>M&#220;LK&#304;YE</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006339344</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><img src="http://s.azbuz.com/uploads/images/63/39/5000000006339344.gif" align='right' border='0'> <span style="COLOR: #333399"><font size="3"><font face="Times New Roman"><p align="center" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><p align="center" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: center"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: Tahoma"></span></p><p align="center" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: center"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: Tahoma"><p align="center" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="COLOR: #333399"><font size="3"><font face="Times New Roman"></p><p align="center" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><font size="1"><font size="1"></p></font></font></span></font></font></span><p></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 12pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Aşağıda okuyacağınız öykü, o dönemdeki adıyla Mülkiyeliler Birliği Dergisi 1980, Sayı 57-58, s.28-29’ dan alınmıştır.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 12pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mülkiye’ye özel sınavla öğrenci alındığı yıllarda, herhalde sınavların zorluğundan olacak, sınavı kazanan rozet satıcısına veya okul kooferatifine koşar, bir rozet alır, yakasına takarak göğsünü gere gere Ulus meydanında veya Cebeci’de tur atardı.</span><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 12pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma">Kasım ayında okul açıldığı zaman, son sınıftaki ağabeyler, adetleri yüzü geçmeyen birinci sınıf öğrencilerini toplar, onlara Mülkiye’nin gelenekleri, Mülkiyelilik ruhu konusunda bilgiler verirler, söz rozete gelince, onun için de şöyle derlerdi:</span><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 12pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma">&lt;&lt; Bu rozet Mülkiye’nin simgesidir. Onu hiçbir zaman yere düşürmeyeceksiniz, uygunsuz yerlerde takmayacaksınız. Onun onurunu korumayı, yaşamınız boyunca görev bileceksiniz &gt;&gt;</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 12pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yakalarımıza taktığımız rozetler üzerinde harfler değişik olabiliyordu. Kimisinde «MM», kimisinde «S.B.O.», kimisinde de «S.B.F.» harfleri bulunuyordu. Fakat hepsinin büyüklükleri aynıydı. Hepsinin rengi LACİVERT-BEYAZ’dı. Hepsinin üzerinde yaldızlanmış TÜRKİYE haritası vardı.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 12pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Acaba binlerce Mülkiyelinin yakalarında gururla taşıdıkları bu rozeti ilk kez kim düşündü, kim taslağını çizdi, kimler onu yaygınlaştırdı?</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu sorulara doğru yanıt verebilecek tek kişi olan sayın Bekir Sıtkı Bayraktaroğlu ile Mülkiyeliler Birliği’nin mütevazi bir odasında konuşuyoruz. Sayın Bayraktaroğlu 1929 yılında Mülkiyeyi bitirmiş. Tam elli yıllık mezun. Elli yıllık mezunlar için Mülkiyeliler Birliğinin düzenlediği törene katılmak üzere Ankara'ya gelmiş.</span><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 12pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma">- Biraz özgeçmişinizden söz eder misiniz?</span><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma">- Mülkiyeyi bitirdikten sonra çeşitli ilçelerde kaymakamlık yaptım. 1953 yılında kendi isteğimle emekliye ayrıldım. Bir süre tarımla uğraştım. Şimdi İstanbul’da çoluk çocuğum, torunlarım arasında emekli yaşamımı sürdürüyorum.</span><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 12pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma">- Mülkiyedeki öğrencilik yaşamınız nasıldı?</span><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma">-Mülkiye’ye 1926 yılında girdim. Söylemeğe gerek yoktur ki, o tarihte Mektep İstanbul’daydı ve üç yıldı. Ben ikinci sınıfta iken «Mülkiye Talebe Cemiyeti» başkanı seçildim.</span><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma">- Talebe Cemiyeti kurulalı çok olmuş muydu?</span><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"><br>- Hayır. Bir yıl önce kurulmuştu. Ben ikinci başkanıyım.</span><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma">-Sayın Bayraktaroğlu, sayın A. Çankaya’nın «Yeni Mülkiye Tarihi ve Mülkiyeliler» adlı eserinin V. cildinin 1900.üncü sayfasında sizin «Mülkiye Talebe Cemiyeti Başkanı» olarak bugün Mülkiyelilerin yakalarına taktıkları rozeti hazırlattığınız ve bastırdığınız yazılıdır. Böyle bir rozet için nereden esinlendiniz?</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"><br>-Biz talebe cemiyetleri başkanları olarak, Tıbbiye Talebe Cemiyeti Başkanı İbrahim beyin başkanlığında sık sık toplanırdık. Öğrencileri ve derneklerimizi ilgilendiren çeşitli konuları aramızda görüşürdük. Bir gün İstanbul’a Uluslararası Öğrenci Dernekleri Birliğinin üç temsilcisi geldi. Bunlardan biri Fransız, biri İngiliz biri Alman’dı. Bizimle ilişki kurdular. Bize dernekçilik ve uluslararası öğrenci ilişkileri konusunda hayli yardımcı oldular. Onlardan çok şey öğrendik. Sonra onların onuruna Tokatlıyan’da (İstanbul’da Beyoğlunda) bir toplantı düzenledik. Toplantıda başkanlar dışında üyeler de vardı. Hayli kalabalıktık. Mülkiyeden de 5-6 kişi vardık. Burada da görüşmelerimiz devam etti. O arada her üçünün de göğsünde aynı rozetin bulunduğu dikkatimi çekti. Bu uluslararası yüksel tahsil öğrenci birliğinin rozeti idi. Rozetin üzerinde «E.İ.S.» harfleri, bu harflerin altında yeryüzü küresinin resmi vardı. İşte biz Mülkiye rozeti için bu rozetten etkilendik.</span><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma">-Peki, bu düşüncenizi nasıl uygulama alanına koydunuz?</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"><br>-Mektebe döndüğümde konuyu diğer talebe cemiyetinde çalışan arkadaşlarıma açtım. Niçin bizim de bir rozetimiz olmasın, dedim. Arkadaşlar uygun karşıladılar. Bunun üzerine elinden iyi resim yapmak gelen Tacettin’i buldum. (Sayın Tacettin ORTAÇ, Mülkiye 1930 mezunu.) Ona, «E.İ.S.» rozetini örnek alarak birkaç model hazırlamasını rica ettim. Memnuniyetle kabul etti.</span><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma">«E.İ.S.» harfleri yerine «MM», yeryüzü yuvarlağı yerine Türkiye haritasını koyarak birkaç model hazırladı. Bu modelleri talebe cemiyetinde inceledik. Ben oyumu uluslararası öğrenci birliğinin modeline benzeyenden yana kullandım. Bu model çoğunluk sağladı.</span><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma">-LACİVERT-BEYAZ renk de o zaman mı seçildi?</span><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"><br>-Evet</span><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"><br>-Biliyorsunuz, bu lacivert beyaz renkler şimdi bütün Mülkiye kuruluşları tarafından kabul edilmiş renklerdir. Flamamızda var, armamızda var, rozetimizde var. Şu anda MÜLKİYE-Spor kulübünün lisanslı sekizyüz dolayında oyuncusu da bu Lacivert-Beyaz renkli formayı taşıyor. Sizin zamanınızdan önce, yani bu Lacivert-Beyaz renk kabul edilmeden önce Mülkiye’yi simgeleyen renkler hangisiydi?</span><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"><br>-Lacivert-Beyazdan önce Mülkiyelilerce kabul edilmiş renkler olduğunu sanmıyorum. Daha doğrusu biz mektebe girdiğimizde yoktu. Bakın size bu konuda bir anımı anlatayım. Şapka İnkılâbından sonra, doğaldır ki Mülkiye talebesi de başından fesi attı. O tarihte müdür muavini bulunan Eşref bey biz öğrenciler için kasket yaptırdı. Kasketin ortasında yeşil renkli bir kokart vardı. Bu yüzden herkes bizi ormancı sanırdı.</span><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma">-İlk rozeti nerede bastırdınız. O tarihte Türkiye’de rozet yapacak firma var mıydı?</span><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma">-Hayır. Onun için Almanya’ya sipariş verdik. Sipariş verme tarihimiz, sanırım, 1928 ilkbaharıydı. Almanya’dan bize üç örnek gönderildi. Biz o yaz bunlar üzerinde yeniden bir inceleme yaptık. Sonra bugün kullanılan modeli seçtik. İlk partide 400 kadar sipariş verildi.</span><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma">-Bu rozetler Mülkiye topluluğu tarafından nasıl karşılandı?</span><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma">-Çok iyi karşılandı. En ufak bir eleştiri bile gelmedi. Bastırdığımız 400 adet rozet kapışıldı. Ben 1929 yılında Talebe Cemiyet Başkanlığından ayrıldım. Benden sonra başkan olan Kıbrıslı Nef’i (Sayın Ali Nef’i Korürek)’de 800 tane daha bastırmak zorunda kaldı.</span><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma">-Sayın Bayraktaroğlu. Bu model bir rozeti tercih etmenizin nedenleri nelerdir?</span><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"><br>-Söyliyeyim. Bir kere rozetimiz estetik bakımından olağanüstü bir güzellik taşır. Göze hoş görünür. Ölçülüdür, biçimlidir. Sonra taklid edilmesi çok güçtür. Bu yolda çeşitli girişimler olmuşsa da başarı kazanamamıştır. O tarihe kadar İstanbul Hukuk Fakültesi’nin de rozeti yoktu. Bizden görerek, onlar da bugün kullandıkları rozeti yaptılar.</span><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma">Bayraktaroğlu ağabeyimizle rozet konusundaki konuşmamız burada bitiyor. Verdiği değerli bilgiler için Dergimiz adına kendisine teşekkür eder, sağlık ve mutluluk dolu daha nice uzun yıllar dileriz. </span><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: #333399; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS'; mso-bidi-font-family: Tahoma"><br></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 12pt"></font></font></span><a href="http://www.politics.ankara.edu.tr" target="_blank" class="pageLinks">www.politics.ankara.edu.tr</a>&nbsp;adresinden alınmıştır.</p><p></p><p></p></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>25 Jan 2008 11:48:03 GMT</pubDate>
		<guid>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006339344</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>mülkiyeli</dc:creator>
		<title>Bir Bardak SU</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006404824</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p align="center" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: center"><span style="FONT-SIZE: 21pt"><font face="Times New Roman">Bir bardak su ile gelen şifa</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><font face="Times New Roman"></font></p><p align="justify" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><b><span style="FONT-FAMILY: Helvetica">Bir yıl boyunca, kuraklığın verdiği korku ile büyük küçük toplumun her kesiminden insanlar olarak, o kabuslu günlerde, defalarca nasıl bir heyecan ve ihlasla yaptığımız yağmur dualarını hatırlayalım.</span></b></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"></p><p align="justify" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><font face="Times New Roman">&nbsp;</font><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana"><span>Yer küremizin yüzeyinin %71 ini denizler, %29 unu karalar oluşturur. </span><br><br><span>İnsan bedeni, %25 katı maddeden, %75 sudan oluşmaktadır. Beyin dokusunun ise %85’i sudur. </span><br><br><span>Dünya oluşumundan önce de su vardı ve oluşum tamamlandıktan sonra da ilk hayat suda başladı. </span><br><br><span>Suyun hayatın olmazsa olmaz temel unsurlarından biri olduğunu biliyoruz. Gerçek anlamda faydalarının tespiti konusunda yapılan bazı çalışmaların aslında bir şans eseri ortaya çıktığını ve bu yöndeki çalışmaların o günden sonra hız kazandığını biliyor muydunuz? </span><br><br><span>İranlı hekim DR. FERİDUN Batmanghelidj, suyun hastalıklara iyi geldiğini, insanı iyileştirdiğini hapishanede bir şans eseri öğrenmiş. “1979 da İran devrimi patladığında Ben siyasi bir tutuklu olarak hapiste bulunuyordum. Bir gün koğuşta, mahkumlardan birinin, koridorda, iki büklüm olmuş vaziyette, inanılmaz mide sancılarıyla kıvrandığını gördüm. Beni görünce ızdıraplı bir sesle “ülserim beni öldürüyor” diye seslendi. Onun için ne yaptın diye sordum. “üç adet Tagamet ve bir şişe dolusu antiasit aldım ama banamısın demedi” diye cevap verdi.”şeklinde vakayı özetleyen Dr. FERİDUN Batmanghelidj, 10 saatten beri bu şekilde ızdırap içinde sancı çeken hasta mahkuma gayri ihtiyarı müdahale eder ve ölmek üzere olduğunu düşündüğü adama iki bardak su içirir. Fakat ne görsün, adam çok geçmeden kıvranmaktan kurtulur. O günden sonra Dr. Batmanghelidj, suyun şifa verici etkisi üzerine çalışmalarını yoğunlaştırma kararı alır. Cezaevinde kaldığı 2,5 yıl içerisinde yaklaşık 3 bin peptik ülser hastası tutuklu ve hükümlüyü iyileştirir. Tabi ki ilaç olarak yalnızca su kullanarak. </span><br><br><span>2,5 yıl kadar sonra tahliye vakti geldiğinde, hapishane müdürüne ricada bulunur ve "lütfen ben bir müddet daha burada tutuklu kalmak istiyorum, zira araştırmalarımın en önemli evresine girmiş bulunmaktayım ve bu kadar çok hastayı dünyanın hiçbir yerinde, bu koşullarda bulamam" der. </span><br><br><span>Böylece Batmanghelidj, bir müddet daha "gönüllü hapis" yatar ve çalışmalarını sürdürür. Hapiste iken keşfinin ilk duyursunu Iranian Medical Association’da yayınlatır. Tebliğinin bir tercümesini de the Journal of Clinical Gastroenterology Haziran 1983 sayısında misafir editör olarak yayınlatır. Bugün bütün dünyaya sesin duyurabilmiş ve ekol oluşturmuştur. </span><br><br><span>Dr. Batmanghelidj “Hasta Değil Susuzsunuz" kitabında vucudumuzun tam 46 nedenle suya ihtiyaç duyduğunu anlatmaktadır. </span><br><br><span>Bunlar şunlardır. </span><br><br><span>1- Hiçbir canlı susuz yaşayamaz. </span><br><span>2- Göreceli su yetersizliği vücudun bazı fonksiyonlarını önce bastırır, sonra öldürür. </span><br><span>3- Su temel enerji kaynağıdır. </span><br><span>4- Su vücudun her hücresinde elektriksel ve manyetik enerji üretir, bize yaşam gücü verir. </span><br><span>5- Hücre yapısındaki maddeleri birbirine bağlayan bir yapıştırıcıdır. </span><br><span>6- DNA hasarını önler ve onarım mekanizmalarının daha iyi çalışmasına yardımcı olur, böylece üretilen anormal DNA sayısı azalır. </span><br><span>7- Bağışıklık sisteminin (bütün mekanizmalarının) merkezi olan kemik iliğinde, bu sistemi kanser de dahil olmak üzere, çeşitli hastalıklara karşı güçlendirir. </span><br><span>8- Bütün besinlerin, vitamin ve minerallerin temel çözücüsüdür. Vücutta besinleri küçük parçalara ayırır, sindirimlerinde ve son metobolik aşamalarında görev yapar. </span><br><span>9- Besinlere enerji verir ve parçalanan besinler sindirim sırasında bu enerjiyi vücuda aktarır. Susuz yenen yemeğin vücut için hiçbir enerji değeri yoktur. </span><br><span>10- Su, besinlerdeki gerekli ögelerin emilimini artırır. </span><br><span>11- Bütün ögelerin vücuda taşınmasına yardımcı olur. </span><br><span>12- Akciğerlerde oksijen toplayan kırmızı kan hücrelerinin çalışma verimini artırır. </span><br><span>13- Hücreye ulaşan su, o hücreye oksijen verir ve atık gazları vücuttan atılmaları için akciğerlere taşır. </span><br><span>14- Vücudun çeşitli bölgelerinden zehirli atıkları toplar ve atılmaları için karaciğer ya da böbreklere taşır. </span><br><span>15- Eklem boşluklarındaki temel yağlayıcı maddedir, artrit ve sırt ağrılarının oluşumunun önlenmesinde yardımcı olur. </span><br><span>16- Omurgadaki diskleri “şok emici su yastıkları” na dönüştürür. </span><br><span>17- Bağırsakları en iyi çalıştıran yağlayıcı maddedir, kabızlığı önler. </span><br><span>18- Kalp krizi ve felce karşı koruyucudur. </span><br><span>19- Kalp ve beyin damarlarında pıhtılaşmayı önler. </span><br><span>20- Vücudun soğutma (terleme) ve ısıtma (elektrik) sistemleri için vazgeçilmezdir. </span><br><span>21- Düşünme başta olmak üzere, bütün beyin fonksiyonları için bize güç ve elektriksel enerji verir. </span><br><span>22- Serotonin ve diğer nörotransmitterlerin (sinir ileticileri) üretimi için vazgeçilmezdir. </span><br><span>23- Melatonin de dahil olmak üzere, beyinde üretilen bütün hormonların yapımı için gereklidir. </span><br><span>24- çocuklarda ve yetişkinlerde dikkat yetersizliği sorununa çözüm getirir. </span><br><span>25- çalışma verimini artırır ve dikkat aralığını büyütür. </span><br><span>26- Su dünyadaki diğer bütün içeceklerden daha kolay bulunabilir ve hiçbir yan etkisi yoktur. </span><br><span>27- Stres, gerginlik ve depresyonun hafiflemesine yardımcı olur. </span><br><span>28- Uykuyu düzenler. </span><br><span>29- Yorgunluğun giderilmesine yardımcı olur ve bize gençliğin enerjisini verir. </span><br><span>30- Cildi yumuşatır ve yaşlılık belirtilerinin azalmasına yardımcı olur. </span><br><span>31- Gözlere canlılık ve parlaklık verir. </span><br><span>32- Glokomdan korunmamıza yardım eder. </span><br><span>33- Kemik iliğinde kan üretim sistemlerini düzenler, lösemi ve lenfoma oluşumunun önlenmesine yardımcı olur. </span><br><span>34- Vücutta enfeksiyon ve kanser hücrelerinin geliştiği bölgelerde bağışıklık sistemini güçlendirmek için çok gereklidir. </span><br><span>35- Kanı sulandırır ve dolaşım sırasında pıhtılaşmasını önler. </span><br><span>36- Kadınlarda, adet öncesi ağrıyı ve ateş başmasını hafifletir. </span><br><span>37- Kalp atışıyla birlikte kanı sulandırıp dalgalandırarak dolaşımdaki katı maddelerin dibe çökmesini engeller. </span><br><span>38- İnsan vücudunda dehidrasyon sırasında kullanılabilecek bir su deposu yoktur. Bu nedenle gün boyunca düzenli olarak su içmemiz gerekir. </span><br><span>39- Dehidrasyon cinsellik hormonunun üretimine engel olur, bu iktidarsızlık ve libido kaybının başlıca nedenlerinden biridir. </span><br><span>40- Su içtiğiniz zaman susuzluk ve açlık duygularını ayırt edebilirsiniz. </span><br><span>41- Kilo vermenin en iyi yolu su içmektir. Düzenli aralıklarla su için ve sıkı bir rejim yapmadan zayıflayın. Acıktığınız zaman aşırı yememeli, ama susadığınızda suyunuzu içmelisiniz. </span><br><span>42- Dehidrasyon doku boşlukları, eklemler, böbrekler, karaciğer, beyin ve deride zehirli çökeltilerin birikmesine yol açar. Su bunları temizler. </span><br><span>43- Su, gebelikte sabah bulantılarını azaltır. </span><br><span>44- Zihin ve vücut fonksiyonlarını bütünleştirir. Karar verme ve hedefleri belirleme yeteneğini artırır. </span><br><span>45- Yaşlılıkta bellek kaybının önlenmesine yardımcı olur. Alzheimer, multipl skleroz, Parkinson ve Lou Gehring hastalıklarının riskini azaltır. </span><br><span>46- Kafein, alkol ve bazı ilaçlara duyulan bağımlılığın giderilmesine yardımcı olur. </span><br><br><span>Bir bardak suyun faydaları işte böyle. Suyun yukarıda sıralanan faydalarını okuyunca; “Canlı olan her şeyi sudan yarattık. Hala inanmıyorlar mı?” (Enbiya, 30) ayetini aklımızdan çıkarmamamız gerektiğini daha iyi anlıyoruz.</span><br><br><b><span style="FONT-FAMILY: Verdana">(gidaraporu.com)</span></b></span></p><p align="center" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: center"></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><font face="Times New Roman" size="3"></font>&nbsp;</p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>29 Jan 2008 07:05:46 GMT</pubDate>
		<guid>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006404824</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>mülkiyeli</dc:creator>
		<title>M&#252;lkiye Mar&#351;&#305;</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006339404</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p align="left">Mülkiye Marşını dinlemek için tıklayınız. <a href="http://www.politics.ankara.edu.tr/dosyalar/mulkiyemarsi.htm" target="_blank" class="pageLinks"><img src="http://www.politics.ankara.edu.tr/resim/git.gif" ></a></p><h4 align="left">MÜLKİYE MARŞI</h4><p>Başka bir aşk istemez, aşkınla çarpar kalbimiz,<br>Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.<br>Gül ki sen, neş'enle gülsün ay, güneş, toprak, deniz.<br>Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.</p><p>Bir güneştin bir zamanlar, aya kadar kaldındı dün,<br>Dün bir ay'dın, sislenen boşlukta yıldızsın bu gün;<br>Benzin uçmuş bak, ne rüya'dır, bu akşam gördügün?<br>Ey Vatan gözyaşlarin dinsin, yetiştik çünkü biz.</p><p>Beklesin Türkoğlu'nun azminde kuvvet bulmayan,<br>Sel durur, yangın söner elbette bir gün Ey Vatan<br>Süslenir, oynar yarin, dün ağlayıp matem tutan<br>Ey Vatan gözyaşlarin dinsin, yetiştik çünkü biz.</p><p>Beste: Musa Süreyya Güfte: Cemal Edhem(Yeşil)</p><p>&nbsp;</p><p align="justify">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; "Mülkiye Tarihi" ya da Tarihin Mülkiyelisi Mülkiye Marşı'nin güftecisi Cemal Edhem (Yeşil) Bey, 1921 mezunu 1918'de kaleme aldığı bu şiir için, o zamanki duygu ve düşüncelerini yıllar önce şöyle anlatmış : "... Bunu şimdi ifade edebilmek çok zor. Aradan elli yıla yakın zaman geçti. O zamanın havasına girmeyi denemek, yirmi yaşından önce alınmış bir soluğu elli yıl ciğerlerinde tutup yetmişine yakın vermeyi düşünmek gibi birşey olur. Yine de şu kadarını söyleyeyim: Mülkiye'nin 1918'de yeniden açılışı, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonraki Mütareke Yılları'nın ilk günlerine rastlar. Okul'a girdiğimizin altıncı ayına doğru yazdığım bu şiire, o kara günlerin gittikçe artarak yüreklerimizde yer eden acısı ve acılığı ister istemez sinecekti. Güftenin o zaman için aşırı iyimser görünüşünü de delikanlılık çağını yenilgiye karşı direnme gücüne ve aydınlık bir geleceğe özlem duygusuna verebiliriz."</p><p align="justify">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kuşatılmıs, hırpalayıcı, horlayıcı günlerin yarattığı öfkeyle, taş gibi sessizleşmek yerine duyarlılaşan gençliğin başka bir dünya kurmaya hazır olduğunu dile getiren, coşku ve soyluluk ifadesi bu şiir, daha sonra değerli besteci Musa Süreyya Bey tarafından bestelendi. Musa Süreyya Beyin değerli kardeşi Sayın Nihal Erkutun, Mülkiye Marşı'nın bestelendiği geceyi şöyle anlatmakta :"Gayet iyi hatırlıyorum. Mütareke yıllarında bir gece, bir dostumuzun evinde ailece toplandığımız sırada, Marş'ın güftesini getirdiler.</p><p align="justify">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ağabeyim, güfteyi okuyunca, çok duygulandı. Hemen kalktı; orada bulunan piyanonun başına geçip bu Marş'ı o gece besteledi..."</p><p align="justify">&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><h4>Mülkiye Marşı ile ilgili olarak Prof. Dr. Cem Eroğul'dan bir alıntı:</h4><p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mülkiye geleneğinin anlam ve gücünü kavramada önemli göstergelerden biri <b>Mülkiye Marşı</b>’ dır. Bu marşın yalnızca ilk kıtası okunduğu için, öteki iki kıtada söylenenler genellikle bilinmez. Marşın sözlerini 1919 yılının Nisan ayında yazan Mülkiye öğrencisi Cemal’in bir iki dizesini anımsatmak isterim.<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yıkılmakta olan Osmanlı Devleti’ni şöyle betimliyor Cemal: <b>“Bir güneştin bir zamanlar, ay kadar kaldındı dün /Dün bir aydın, sislenen boşlukta yıldızsın bugün.”</b></p><p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 1919 Nisan’ında durumun umutsuzluğu ne güzel anlatılıyor, değil mi? Ancak, arkasından şunları ekliyor Cemal: <b>“Sel durur, yangın söner, elbette bir gün ey vatan /Süslenir oynar yarın, dün ağlayıp matem tutan.”<font size="2"> </font></b>Sonra da, bildiğimiz o güçlü seslenişi yineleyerek son noktayı koyuyor şiirine: “Ey vatan, göz yaşların dinsin yetiştik çünkü biz”</p><p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir düşünelim: Bu sözler, yurdun <b>“sislenen boşlukta bir yıldız”</b> gibi kayıp gitmekte olduğu günlerde, Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışından bir ay önce söyleniyor. Üstelik söylenmekle de kalmıyor, aynı okulun, Mülkiye’nin, müzik öğretmeni Musa Süreyya tarafından coşturucu biçimde seslendiriliyor. Bu ne inanç gücüdür böyle ? Bir yüksekokul öğrencisi, bu en kara günlerde, bir marş yazarak, ülkesine&nbsp; “merak etme, yetişip geliyorum gözyaşını dindirmeye” deme gücünü nereden bulabiliyor ?<br>İşte bu can alıcı sorunun yanıtıdır, Mülkiye geleneği. Önemi ve gücü de işte buradan kaynaklanır. <br></p><h5 align="right">Prof. Dr. Cem Eroğul<br></h5> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>25 Jan 2008 11:50:53 GMT</pubDate>
		<guid>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006339404</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>mülkiyeli</dc:creator>
		<title>Resul&apos;e kocas&#305;n&#305; &#351;ikayet eden kad&#305;n</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006336650</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <h1 style="FONT: 24px Arial">Resul'e kocasını şikayet eden kadın</h1><h2 style="FONT: 16px Arial">Sahabeden Hz. Havle bugün bile horlanmış, zorlanmış, terk edilmiş, önemsenmemiş, gençliğinden sonra kenara itilmiş bütün kadınların ortak isyanı ve sembolüdür..</h2>25 Ocak 2008&nbsp;07:53#haberImage {float: right;margin: 0 0 4px 8px;}#haberImage img {border: solid 1px #900;width: 272px;height: 204px;}#nealsak {border: solid 1px #990;width: 272px;height: 204px;background: url(http://image.haber7.com/ads/nealsak/market-bg.jpg) no-repeat;cursor: pointer;}<div>&nbsp;#bannerCorp {width: 272px;height:260px;border: solid 1px #909;text-align: center;padding: 10px 0 0 0;}<div style="WIDTH: 7px; HEIGHT: 16px">");//-->\r\n    \r\n    \r\n    \r\n    \r\n";phpads_deliverActiveX(phpads_activex);//--><div style="LEFT: 0px; VISIBILITY: hidden; POSITION: absolute; TOP: 0px"><img src="http://ads-rouge.haber7.com/adlog.php?bannerid=312&amp;clientid=227&amp;zoneid=5&amp;source=&amp;block=0&amp;capping=0&amp;cb=69db483797570f0a816e793adc27f17a" ></div></div></div><p><u><b>Nihat Hatipoğlu</b>'nun köşe yazısından bir kesit</u> </p><p><b>KURAN-I Kerim’deki 4. surenin adı "Nisa" Suresi’dir. Nisa, kadınlar anlamındadır. Kadınlar Suresi demek. Kuran-ı Kerim’de "rical", yani erkekler anlamında herhangi bir sure yoktur.<br><br></b>Kuran-ı Kerim’de, bazı peygamberlerin isimleri surelere verilmiştir. <b>Yusuf,</b> <b>Yunus, İbrahim </b>veya <b>Lokman </b>(peygamberliği tartışmalıdır) sureleri gibi. Peygamber olan erkekler sureye isim olabilmiştir. Bu genel kuralın tek istisnası <b>"Meryem"</b> Suresi’dir.<br><br><b>Hz. İsa’</b>nın annesi, peygamber olmamakla beraber bir sureye isim olabilmiştir. Peygamber olmayan tek kişiliktir. Kuran-ı Kerim her fırsatta kadını onurlandırmış, ön plana çıkarmıştır. Toplumun gündeminde kalsın diye.<br><br>* * *<br><br>Kuran-ı Kerim’deki en manidar surelerden biri de 58. sırada yer alan <b>"Mücadele"</b> Suresi’dir. Medine’de inen bu surenin kadınlar açısından anlamlı bir hikáyesi (sebeb-i nüzulu-iniş gerekçesi) vardır. Mücadele, peygamberle tartışan kadın anlamına da gelir. Olay şöyle gelişti:<br><br><b>"Hz. Havle"</b> iman eden bir kadındı. <b>Evs </b>(RA) isimli, sert tabiatlı bir adamla evliydi. Bir gün <b>Evs </b>(RA), karısını boşadı. Bu boşanmayı gerçekleştirirken de eskiden Araplar arasında yaygın olarak yapılan ve <b>"zihar"</b> olarak adlandırılan bir yöntemi kullandı.<br><br>Araplar, eşlerinin bazı hassas noktalarını, anneleri-bacıları gibi evlenmeleri yasak olan akrabalarına benzetirlerse bu boşanma sebebi sayılırdı. <b>Evs </b>(RA) de eşine, <b>"Sen bana anamın sırtı gibisin"</b> diyerek aralarındaki akdini sona erdirmek istedi.<br><br>İşte bu olaya muhatap olan <b>Hz. Havle,</b> soluğu Hz. Peygamber’in (SAV) yanında aldı. <b>Hz. Havle </b>tepkiliydi. <b>Hz. Havle </b>yorgundu. <b>Hz. Havle </b>bezgindi. <b>Hz. Havle </b>mağdurdu. <b>Hz. Havle </b>çaresizdi. Çareyi Hz. Peygamber’de (SAV) bulacaktı.<br><br><b>Havle </b>(RA), Peygamber’in (SAV) evine geldi. Efendimiz (SAV) dinliyordu. İsyan edercesine kocasını, Peygamberimize şikáyet etmeye başladı. Şöyle diyordu: <b>"Ey Allah’ın elçisi! Evs, benim malımı-mülkümü yedi. Gençliğimi tüketti. Onun için çocuklar doğurdum. Şimdi ise yaşlandım. Çocuk doğuramaz hale geldim. O da zihar yaparak beni boşadı. Beni ortada bıraktı. Ya Rabbi, halimi sana arz ediyorum. Bu halimi sana şikáyet ediyorum."<br><br>Havle’</b>yi büyük bir dikkat ve saygıyla dinleyen Hz. Peygamber (SAV) bir an duraksadı. Sonra, <b>"Bu tür boşamalarla ilgili Rabbimden bana herhangi bir ölçü gelmiş değildir"</b> cevabını verdi. Çünkü O (SAV), Yüce Allah’tan vahiy gelmedikçe kendi heva ve arzusuna göre konuşmazdı. Yüce Allah’ın kendisine müsaade ettiği konular hariç, mutlaka vahiy beklerdi.<br><br>Ama çok geçmeden Yüce Rabbimiz, <b>"Halimi sana iletiyorum"</b> diyen bu mağdur kadının yakarışına cevap verdi. Ötelerden, ötelerin de ötesinden cevap geliyordu. Yüce Allah’ın, <b>"Senin sesini, yakarışını, isyanını duydum. Yalnız değilsin, sözün duyulmuştur, gökte yankılanmıştır Havle! Arzu ettiğin konuda sana cevap verilecek ve sen rahatlayacaksın"</b> anlamında ayeti inecektir.<br><br>Yüce Rabbimiz, <b>Havle’</b>ye cevap veriyordu. Öylesine bir cevap ki Medine’de yankılanmadık, konuşulmadık ne sokak ne ev bırakacaktı. Günlerce her mekánda <b>Havle’</b>nin yakarışına verilen cevap konuşulacaktı. <b>Havle </b>gibi mazlum ve mağdur bütün kadınlar, bir anlamda <b>"erkeği cezalandıran"</b> bu ayetleri gururla okuyacaklar.<br><br>Yüce Allah, karısını bu şekilde boşamak isteyen erkeğe bu işin çirkin olduğunu ilettikten sonra, ya köle azadı, ya iki ay üst üste oruç veya 60 fakiri doyurma cezası verecektir. Eşine dönmenin bedeli olarak. Tekrar eşine yaklaşmak istersen bunu ödeyeceksin. Kadın değil, erkek bunu ödeyecek. Çünkü kadın mağdur oluyordu. Rabbimiz, mağdurun yanında, mazlumun yanında. <br><br><b>"Mücadele"</b> Suresi’nin ilk ayetleri indiğinde yüzü sevincinden ay gibi parlayan Peygamberimiz (SAV), <b>Havle’</b>yi çağıracak ve <b>"Seni müjdelerim Havle! Allah senin sesini duymuştur"</b> dedikten sonra ilk ayeti okuyacaktır: <b>"Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikáyette bulunan kadının sözünü Allah işitmiştir. Allah sizin konuşmanızı işitir. Çünkü Allah işitendir, bilendir." (Mücadele 58, 1)<br><br>Hz. Havle </b>bugün bile horlanmış, zorlanmış, terk edilmiş, önemsenmemiş, gençliğinden sonra kenara itilmiş bütün kadınların ortak isyanı olmuştur. Sembol olmuştur. Önemsenmediklerini zanneden kadınlara, <b>"Hayır, Rabbiniz sizi önemsiyor. Rabbiniz sizin adınıza zulmeden erkeğe dünyada cezalar getirdiği gibi ahirette de hesap soracak".</b> Üzülmeyin, sesinizi Rabbiniz duyuyor, halinizi görüyor cevabıdır Mücadele Suresi.<br><br>* * *<br><br>Yıllar geçer. İki büklüm bir kadın Medine çarşısında <b>Hz. Ömer’</b>in önüne geçer. Bir şey sorar. Uzun boylu <b>Hz. Ömer </b>eğilir, diz çöker. Ellerini kadının omzuna koyar. Söyle nine der. Kadın dakikalarca konuşur, <b>Hz. Ömer </b>dinler. Medine’nin lider kadrosu ise hayret içindedir. Bu ihtiyar nineye bu kadar zaman feda edilir mi(!). Nihayet kadın anlatacağını anlatır ve gider. <b>Hz. Ömer </b>doğrulur.<br><br>Orada bulunanlardan biri, <b>"Ey müminlerin emiri! Şu Kureyş’in liderlerini şu nine için o kadar bekletmeye değer miydi" </b>diye sorunca <b>Hz. Ömer </b>hışımla döner. Herkesin duyacağı bir ses tonuyla: <b>"Ne diyorsun! Yazık sana. Bu kadın Havle’dir. Allah (CC) yedi gök ötesinden onu duydu, hakkında ayet indirdi de Ömer mi onu dinlemeyecek. Vallahi bütün bir gün beni tutsaydı, öylesine duracaktım. Problemini halletmeden gitmeyecektim."</b><br><br>Sormak istiyorum; Kuran’ı bu bakışla hiç okuyabiliyor muyuz?</p><p>(Hürriyet)<br></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>25 Jan 2008 07:31:28 GMT</pubDate>
		<guid>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006336650</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>mülkiyeli</dc:creator>
		<title>&#199;ank&#305;r&#305; ve &#304;l&#231;eleri Nufus Bilgileri (2008)</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006336543</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> NÜFÜS SAYIMI VE BELEDİYELİKLER Saçak Belediyesi 1.081<a href="http://www.azbuz.com/viewProfile.jsp?userId=2166701&amp;returnSiteId=1754222" target="_blank" class="pageLinks">950hasan</a><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; tab-stops: 162.0pt"><b style="mso-bidi-font-weight: normal"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">ÇANKIRI GENELİ NÜFÜS SAYIMI VE BELEDİYELİKLER</span></b></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; tab-stops: 162.0pt"><b style="mso-bidi-font-weight: normal"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Çankırı&nbsp;Belediyesi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;</span>68.596<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp; </span></span></b></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; tab-stops: 162.0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Ünür&nbsp;Belediyesi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>1 .299</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Atkaracalar&nbsp;Belediyesi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>1.673</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Çardaklı&nbsp;Belediyesi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>1.392</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Bayramören&nbsp;Belediyesi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>754</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><b style="mso-bidi-font-weight: normal"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Çerkeş&nbsp;Belediyesi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span>8.572</span></b></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; tab-stops: 162.0pt"><b style="mso-bidi-font-weight: normal"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: red; FONT-FAMILY: Arial">Saçak&nbsp;Belediyesi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span>1.081</span></b></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><b style="mso-bidi-font-weight: normal"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Eldivan&nbsp;Belediyesi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span>3.246</span></b></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><b style="mso-bidi-font-weight: normal"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Ilgaz&nbsp;Belediyesi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span>6.981</span></b></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Yeşildumlupınar&nbsp;Belediyesi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>779</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><b style="mso-bidi-font-weight: normal"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Kızılırmak&nbsp;Belediyesi <span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span>2.021</span></b></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Korgun&nbsp;Belediyesi1.<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>755</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; tab-stops: 171.0pt"><b style="mso-bidi-font-weight: normal"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Kurşunlu&nbsp;Belediyesi <span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;</span>4.221</span></b></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Taşkaracalar&nbsp;Belediyesi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>343</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Sivricek&nbsp;Belediyesi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>536</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Hacımuslu&nbsp;Belediyesi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>318</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Dumanlı&nbsp;Belediyesi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>541</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Çavundur&nbsp;Belediyesi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>568</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><b style="mso-bidi-font-weight: normal"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Orta&nbsp;Belediyesi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>2 913</span></b></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; tab-stops: 162.0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Özlü&nbsp;Belediyesi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>958</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Yaylakent&nbsp;Belediyesi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>1.521</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Kalfat&nbsp;Belediyesi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>1.704</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Elmalı&nbsp;Belediyesi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;</span>990</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Dodurga&nbsp;Belediyesi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>1.239</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><b style="mso-bidi-font-weight: normal"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Şabanözü&nbsp;Belediyesi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>3.673</span></b></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Gümerdiğin&nbsp;Belediyesi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>982</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Gürpınar&nbsp;Belediyesi.<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>1,058</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Yapraklı&nbsp;Belediyesi&nbsp;<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>1.682</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Yukarıöz&nbsp;Belediyesi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>1.363</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Yüklü&nbsp;Belediyesi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span>630</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">İkizören&nbsp;Belediyesi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>337</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">Hükümetin almış olduğu karar gereği Nüfusu ikibini (2000) bulmayan Belediyeleri Kapatacağı göz önüne </span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">alınırsa <b style="mso-bidi-font-weight: normal">Çankırı</b> ilimiz genelinde Otuzbir (31) Belediyelikten<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>sadece sekizi Faal</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">kalabilecektir.Ne yazıkki </span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #333333; FONT-FAMILY: Arial">kapatılacak belediyeler arasında <b style="mso-bidi-font-weight: normal">Saçak</b> Belediyemizde bulunuyor.Her şeyin hayırlısı diyelim hayır olsun.</span></p><span></span><a href="http://blog.azbuz.com/index.jsp?userId=2166701" target="_blank" class="pageLinks">950hasan tarafından gönderilen tüm yazılar</a>Bu yazı 24/01/2008 tarihinde yayınlandı. <a href="http://www.azbuz.com/viewProfile.jsp?userId=1363094" target="_blank" class="pageLinks">Necmettin Türkoğlu</a> tarafından 24/01/2008 tarihinde güncellendi. <a href="http://sacak.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006325338#comments" target="_blank" class="pageLinks">YORUM BIRAKIN</a> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>25 Jan 2008 07:24:10 GMT</pubDate>
		<guid>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006336543</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>mülkiyeli</dc:creator>
		<title>Sizin hi&#231; baban&#305;z &#246;ld&#252; m&#252;?</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006336408</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <h2 style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 12pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial">'Sizin hiç babanız öldü mü?' diye sorar ya şair hüzünle, biz de soralım. Çünkü şimdi dün sizlere sunduğumuz Serdar Akinan'ın yazısında söz ettiği yazıyı okuyacak ve siz de soracaksınız</span></h2><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana; mso-bidi-font-family: Arial">25 Ocak 2008&nbsp;06:54</span></p><p><b><u><span style="FONT-SIZE: 11pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Tahoma">Psikiyatrist Doç. Dr. M. Kemal Sayar</span></u></b><u><span style="FONT-SIZE: 11pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Tahoma">'ın denemelerinden</span></u><u><span style="FONT-SIZE: 11pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></u></p><p><b><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Tahoma">BABAM İÇİN</span></b><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p><b><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">1</span></b><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">Onüç Aralık İkibinyedi. O sabah, sevgili babacığım Nuri Sayar’ı, bir hastane odasında kaybettim. O güzeller güzeli babayı, o çalışkan, o hep vermiş ama hiç istememiş, o hayat dolu insanı kaybettim. Onu hastaneden çıkarmaya hazırlanırken, hiç beklenmedik bir anda, birlikte yaşanacak </span><b><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: red; FONT-FAMILY: Tahoma">güzel</span></b><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma"> günlerin düşünü kurarken kaybettim. İçim acıyor. İnsanın sevdiğinin ölümüyle baş etmesi ne kadar zormuş.</span><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">‘Göz yaşarır. Kalp hüzünlenir.’ Hz. Peygamber kaybettiği oğlunun ardından ağlarken, ‘sen peygambersin, sen de mi ağlıyorsun?’ diyenlere böyle cevap vermişti. Oğluna şöyle sesleniyordu : ‘Ey İbrahim, önde gidenlerin sonda gidenlere kavuşmayacağını bilseydik hüznümüzün bir nihayeti olmazdı. Ama yine de üzülüyoruz’. Babacığımın tabutunu çevreleyen o yeşil çuhanın üzerinde ayet-i kerime ecelden haber veriyor. Her varlık bir ecelle doğuyor. Ecel vakti geldiğinde o ‘ne bir saat öne alınabilir, ne de ertelenebilir’.</span><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">Ama yine de üzülüyorum. O iyilik insanının, o fedakar babacığın, o ‘torunlarıma daha doyamadım’ diyen ve sadece, bize ve torunlarına bir şeyler daha verebilmek için yaşamak isteyen güzel insanın ardından ağlıyorum. Eş dost komşular taziye ziyaretlerine geliyor. Ondan hep gül kokuları, temiz bir Anadolu evladının ardından söylenebilecek en güzel sözlerle bahsediliyor. Benim babam haram lokma yememeyi, kul hakkına girmemeyi, çalışmayı, kalp kırmamayı önemseyen bir insandı. Benim ruhumda bıraktığı o derin izler için ona nasıl borcumu ödeyebilirim?</span><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">İşte bu sabah , her sabah olduğu gibi, torunlarını görmeye gelemedi. Sokağa çıktığımda iki sokak ötede oturan babamla karşılaşmayacağım. Akşam eve geldiğimde dışarıda onun ayakkabılarını görüp içimi bir huzur ve emniyet duygusu sarmayacak. Sırtımı dayadığım o büyük duvar yok artık. Babamın serazat oğluydum, hiç de büyümeye niyetim yoktu. Onun ölümüyle bir gecede büyüdüm.</span><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">Ah bilebilseydim bu ecel vaktini. Ona daha çok hizmet etmez miydim?&nbsp; Onunla baş başa uzun konuşmalara girişmez miydim? Onunla bir oğlan çocuğu ve babası olarak değil de, iki erkek gibi uzun uzun iç dünyalarımızdan konuşmaz mıydım? Vefat edebileceğine hiç ama hiç ihtimal vermeden onu bir ameliyata gönderdim. İstiyordum ki kanser hücrelerini savalım da yine birlikte huzur içinde, torunlarının da neşesiyle sarmalanmış olarak hayatımıza devam edelim. Güzel geçen bir ameliyatın ardından, tam da biz seviniyorken, bir pıhtı babacığımın ölümüne sebep oldu. Bir sebep mutlaka olacaktı. Kadere iman ediyorum. Bir doktor olarak ‘başka ne yapabilirdik?’ sorusu ruhumu tırmalıyor, bazı geceler beni yara bere içinde bırakıyor olsa da, imdadıma inancım yetişiyor. ‘Oğlum hakkını helal et’ demişti son akşamında, ‘o nasıl söz baba’ dedim, ‘asıl sen hakkını helal et’. ‘Üstelik hastanedesin, emniyet içindesin’. Takdir Hüda’nındır. Biz her şeyi </span><b><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: red; FONT-FAMILY: Tahoma">kontrol</span></b><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma"> edemiyoruz. Ecel saati gelmişse mutlaka bir sebep oluyor.</span><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">Çocukken, gençken ne zaman bir yerlere gidecek olsam üzülür, benimle ağlayarak vedalaşırdı. Babam gözleri çabuk buğulanan, merhametli bir insandı. Ben de pek kolay ağlıyorsam bu babamdandır. O, bu ülkenin, cömert ruhuyla çatlakları sıvayan gönül adamlarından birisiydi. Bu ülkenin gizli kahramanlarından, millet ruhunu ayakta tutan isimsiz neferlerden birisiydi.</span><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">Benim babam meleklerin kanatlarına binerek öte alemlere gitti. Hayatı veren&nbsp; yüce Allah, onun için bir ecel takdir etmişti ve bu gerçekleşti. Babamı bu kadar çok sevdiğim için ve bütün ailesi olarak onun tarafından bu kadar çok sevildiğimiz için, bize bahşettiği bu mutluluk için Allah’ımıza hamd ediyoruz.</span><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">Babalarımızın ölümü biraz da bizim ölümümüzdür. Hayat şu an bana çok boş ve beyhude görünüyor. Hırslar, kızgınlıklar, öfkeler.&nbsp; Anne ve babalarımızı el üstünde tutmamız gerek. Şu an her şeyimi babamla geçirilecek fazladan bir zaman için bağışlayabilirdim. Demek ki maddi olan manevi olanı satın alamıyor. Demek ki hayatın özünü maddi olanla değiş tokuş edilemeyen değerler oluşturuyor.</span><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">Babacığım! Allah’tan geldik ve ona döneceğiz. Ben seni çok sevdim. Seni tanıyan herkes seni çok sevdi. Allah’ın rahmeti üzerine olsun. Dilerim, hayatı ve ölümü bize veren Rabbimizin cennetinde buluşuruz.</span><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><b><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">&nbsp;2</span></b><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">Yüreğin türlü halleri var. Kanada’dan taziye bildiren bir dostum, ‘sevginin zaferleri ve acıları var’ diye yazmış. Sevgi fetheder, kalpleri kazanır. Sevgi, alınıp verilemez olduğunda, değiş tokuş edilemediğinde&nbsp; yüreği acıtır. Onun zaferlerinden mahrum kalmak bile can acıtıcı.</span><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">Kendime bakıyorum. Kendi içime eğilerek yüreğimde uğuldayan sesleri dinliyorum. Ölüm bana ilk defa bu kadar sokuluyor. Neşenin, uçarılığın, bitmek bilmez sandığımız o gülümsemenin uçup gidişini seyrediyorum. Hayatlarımızın bu dünyada yapıştırma gibi durduğunu, insanın faniliği kitaplardan değil ancak ölümle selamlaşarak hissedebileceğini anlıyorum. Dünyanın gelip geçiciliğini yakın bir bilgiyle bilmemiz,&nbsp; sadece canımız çok acıdığında oluyor.</span><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">Hayatın ele avuca gelmez bir şey olduğunu, insanın ölüm yönelimli bir varlık olarak çok çaresiz ve aciz olduğunu hissediyorum. Kadere karşı konulamıyor. Kader tecelli edecek olduğunda, gören gözler görmez oluyor. İnsanın hayatın akışını&nbsp; kontrol edebileceğini sanması, büyük bir safdillik. </span><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">Hayat uzun bir yolculukta bir ağacın altında verilen kısa bir mola gibi. Kervan yürüyor. İnsan acıyla olgunlaşıyor. Varlığın bilgisinin künhüne böyle varıyoruz. Daha büyük, aşkın bir varoluşun parçası olduğumuz hissini, sadece ölümü tecrübe ederek tadabiliyoruz. Sadece ölüm, bu dünyada sonsuza dek var olacağımız yanılsamasını yerle bir ediyor. Onun bilgisi, ağacın altında kayıtsız bir serinlik içinde var olmaya devam edemeyeceğimizi bize fısıldıyor. Asıl yurdumuz burası değil. Bin yıllardan beri bütün ruhların aktığı yöne doğru akıp duruyoruz. </span><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">Sadece insan, öleceğini biliyor, sadece insan kendi ölümünü bekliyor. Ölümle yüzleşmek bize hayatın anlamını sağlıyor. Ölümün farkında olmamladır ki hayat ve varlık, gerçek ve mutlak bir hüviyet kazanıyor. </span><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">Kalıcılık yurduna inananlar için ölüm bir vuslattır, düğün gecesidir, can kuşunun kafesinden kurtularak özgürlüğe kanat çırpmasıdır. Kadim kültürlerde ölüler ve diriler birlikte yaşar. Kabir ehline selam verilir, onlarla konuşulur. Ölümü bir kesinti değil de bir uykudan uyanış olarak gören bu anlayış ruhumuzu okşar. Bu anlayış bizi Rahim/Esirgeyici bir Tanrı’nın kulları olduğumuz ve onun merhametinin her şeyi kuşattığı gerçeğiyle buluşturur. Sultanımız, pirimiz Mevlana’nın söylediği gibi : ‘Ölüm günümde tabutum yürüyüp gitmeye başladı mı, bende bu cihanın gamı var, dünyadan ayrılığıma tasalanıyorum sanma; bu çeşit şüpheye düşme. Bana ağlama, yazık yazık deme. Şeytanın tuzağına düşersem işte hayıflanmanın sırası o zamandır. Cenazemi görünce ayrılık ayrılık deme. O vakit benim buluşma ve kavuşma zamanımdır. Beni kabre indirip bırakınca, sakın elveda elveda deme; zira mezar cennetler topluluğunun perdesidir. Batmayı gördün ya, doğmayı da seyret. Güneşe ve aya batmadan ne ziyan geliyor ki? Sana batmak görünür, ama o, doğmaktır. Mezar hapis gibi görünür ama o, canın kurtuluşudur. Hangi tohum yere ekildi de bitmedi? Ne diye insan tohumundan şüpheye düşüyorsun? Hangi kova kuyuya salındı da dolu dolu çıkmadı? Can Yusuf'u ne diye kuyuda feryad etsin? Bu tarafta ağzını yumdun mu, aç öte tarafta.’</span><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">Yüreğin türlü halleri var. Haftalardır, yanlış olduğunu bile bile, sebeplerle boğuşuyorum. Kan ter içinde uykulardan uyanıp suçlanıyorum. Sonra üzerime bir ferahlık geliyor, kafesten uçan kuşa, babamın aziz ruhuna okuyorum. Onunla konuşuyorum. Onu özlüyorum.Onu sokaklarda görecekmiş gibi oluyorum. Arayıp halini hatırını sorasım geliyor, bir konuda fikrini almak istiyorum. İşte ben kırkını devirmiş bir adamım, ruh hekimiyim, yas ve kayıp yaşayan sayısız insanla konuştum, onların ruhuna değmeye çalıştım, kimileyin onlarla ağladım. Kitap bilgisi hal bilgisine kolaylıkla dönüşmüyor. İnsanın sadece yaşayarak öğrenebileceği şeyler var. Mesela insan babasını apansız kaybedince, sanki çocukluğu elinden alınmış oluyor. Tarihsiz, kimsesiz bir halde bir zaman bozkırının ortasında kalakalıyorsunuz. İnsanlar fazladan konuşuyor ve gülüyorlar sanki. Sanki susmak ve düşünmek gerekiyor aslında. </span><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">O’na aidiz, hayatı veren, onu alacağı saati belirliyor. Ama yüreğin türlü halleri var. Kuyularda feryad eden bir Yusuf var. Ve o feryadı bir duyan var. </span><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">Ölüm var. Çünkü hayat var.</span><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><b><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">&nbsp;3</span></b><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">Sesimi uzaklara yazıyorum. Yas ülkesinin bu en soğuk kışında, bir tipinin ortasında kaybolmuş gibiyim. Bir yol, bir yön belirlemem gerek ancak bu yolculukta bana kılavuzluk edecek bir haritam yok. İnsanların öykülerini dinliyorum. Ne çok insan, diyorum içimden, babasız kalmış. Ne çok yetim. Sevdiklerimizin ölümü bizi başkalarının acılarına karşı daha duyarlı kılıyor. Ancak acımış bir yürek, başkasının acısını tam manasıyla hissedebiliyor. Ama insan en çok,&nbsp; bütün insanlığın yetim olduğunu hissediyor. Bu dünya hiçbirimize ebedi bir yurt olmayacak. </span><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">Sesimi uzaklara yazıyorum. Eskişehir Maarif Koleji’nin hazırlık sınıfı öğrencisiyim, babam benimle gurur duyuyor. Çünkü oğlu onun yapamadığı bir şeyi yapıyor, bir dil öğreniyor. Bozüyük’e giden o küçük minibüste hafta boyu öğrendiğim İngilizce sözcük ve cümleleri yineliyorum ona. Sabır ve sevinçle dinliyor, hafta sonu tatili için eve gidiyoruz, karanlığın ortasında&nbsp; gidiyoruz. Bu küçük kasaba minibüsünde o bana, ben ona gururla omuzlarımızı yaslıyoruz. Onun omzunda uyuyakalıyorum.</span><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">Sesimi uzaklara yazıyorum. Beş altı yaşlarımda olmalıyım. Filyos’tan Karabük’e gidecek kara trene binmeye çalışıyoruz. Babam annemi ve küçük halamı bindiriyor, kendisi de arkalarından binip kucağına almak için bana uzanıyor. O sırada hareket memuru kalkış veriyor ve tren hareket ediyor. Ben trenin yanı sıra koşuyorum, ağlayarak. Tren giderek hızlanıyor. Babam&nbsp; o koca cüssesiyle kendisini trenden aşağı atıyor, bunu gören bir yolcu imdat frenini çekiyor. Filyos nahiyesinin tren istasyonunda bir şaşkınlık. Beni trene bindirdikten sonra, gidip hareket memurunu iki eliyle bir havaya kaldırışı var ki! Benim kahraman babam!</span><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">Sesimi uzaklara yazıyorum. Yatılı okuldan eve gelişlerimi biliyorum iple çekiyor. Çamaşırla dolu bavulumu yükleniyor ve neşe içinde fabrika lojmanlarına geliyoruz. Onun için iyi bir okulda okumam çok önemli. Gündüz çalışıp gece okumuş, azim ve çalışkanlıkla, alın teriyle karmış hayatını. Cefayla büyüyen bir kuşağın, erdemli bir üyesi babam. Yemeyip yediren, giymeyip giydiren, hep vermek isteyen, ruhu zengin, cömert bir adam. Yaptığı her işin hakkını veren, emeğin ve çabanın kutsallığına inanmış, ruhu hayata ve insanlara karşı dürüstlüğün paha biçilmez mücevheriyle ışıl ışıl bir insan. Her şeyin giderek kirlendiği ve hesapçılığın geçer akçe olduğu bir dünyada, babalarımız ne kadar soylu duruyor.</span><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">Sesimi uzaklara yazıyorum. Tıp stajı için İspanya’ya gidiyorum. Bozüyük tren garında vedalaşıyoruz. Daha yirmi iki yaşındayım ve ilk defa yurt dışına gidiyorum. Benim için kaygılanıyor. Gitmemi istemiyor, gidip de dönemememden korkuyor. Koca adam hüngür hüngür ağlıyor. Ben ve kız kardeşim hem babamın sulu gözlülüğüne takılır, hem de onun gözlerinde biriken ilk damlalarla ağlamaya başlardık. Onun o içten, o ivazsız göz yaşları hemen bize sirayet ederdi. Ben de ağlıyorum. Tren İstanbul’a varıncaya dek ağlıyorum. Aramızda sevginin kalplerimizi birbirine bağlıyan güçlü sicimleri var. Babamın oğluyum ben, çizgi filmlerde bile bir duygusal sahneyle karşılaşsam ağlarım. O benim babam, torunlarını ne zaman kucağına alsa duygulanır, gözlerinde merhamet buğusu gezinir. </span><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">Sesimi uzaklara yazıyorum.Üç hafta oldu, kolum kanadım kırık. ‘Ölürse tenler ölür / Canlar ölesi değil’ demişti pirimiz Yunus. ‘Yunus öldü deyu&nbsp; sela verirler /&nbsp; Ölen beden imiş aşıklar ölmez’ buyurmuştu. Gönlümün tesellisi bu toprağın büyüklerinde, tesellim Bilgelik Kitabı’nda. Sevgi ve hatırlayışın olduğu yerde ruha ölüm yoktur. Ötelerde, dünyada ne kadar eğleştiniz diye bize sorulduğunda, en babayiğidimizin vereceği cevap denir ki birkaç saat olacaktır. En fazla birkaç saat. Hayaller dünyasından payımıza bu kadar düşecek. </span><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma">Sesimi uzaklara yazıyorum. Tıpkı gözyaşları gibi, merhamet de sirayet eder. Ötelerde Allah’ın gülleri yakandan hiç düşmesin babacığım.&nbsp;</span><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p><p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Tahoma"><a href="http://www.kemalsayar.com/" target="_blank" class="pageLinks">www.kemalsayar.com</a> </span><span style="FONT-SIZE: 10.5pt; COLOR: #033669; FONT-FAMILY: Arial"></span></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>25 Jan 2008 07:05:13 GMT</pubDate>
		<guid>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006336408</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>mülkiyeli</dc:creator>
		<title>HAL&#304;L HAL&#304;D BEY </title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000005706377</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <span style="FONT-WEIGHT: bold; FONT-SIZE: 6.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana; language: TR"><span><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 14.35pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: blue; FONT-FAMILY: Arial">ÇERKEŞ-ŞEYHİZÂDE</span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: blue; FONT-FAMILY: Arial">HALİL HALİD BEY </span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Arial">(1869- 29 Mart 1931) </span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 14.35pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Arial">&nbsp;</span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 14.35pt; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: midnightblue; FONT-FAMILY: Arial">Türkiye’ye yönelik yıkıcı ve bölücü faaliyetler arasında, son zamanlarda misyonerlik faaliyetlerinin hız kazandığı iddiaları mevcuttur. Batı emperyalizmi “Şark Meselesi” diye tanımladığı eylem planına devam etmektedir. Ermeni konusu, Kıbrıs, Irak, Filistin vb. sorunlar, bu kategoride düşünülmesi gereken hususlardır. Bu konulara, “KAHROLSUN !” mantığı ile hiçbir çare üretemeyiz. İnanç, bilgi ve gayret... Kendine güven ve azim...gibi nitelikleri haiz, iyi donanımlı ve cesur kadrolar bu işin üstesinden gelebilir. Bu yazımda sizlere, İslâm Dünyasında derin etkiler bırakmış, böylesi bir dâva adamından bahsedeceğim . Teşkilâtı Mahsûsa mensubu olduğu kaydedilmektedir. Üstelik Çankırı kökenli.. Ondan bazı kaynaklar, “<i>Anti imperialist Muslim İntellectual</i>” diye söz ediyor.</span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 14.35pt; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: midnightblue; FONT-FAMILY: Arial">&nbsp;</span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 14.35pt; TEXT-ALIGN: justify"><span>Halil Halid Bey, Çerkeş’te medfun bulunan Halvetî-Şabanî şeyhi Pîr-i Sâni Hacı Mustafa Çerkeşî’nin torununun çocuğudur. Bu değerli âlim ve mücadele adamının ülkemizde yeterince tanınmadığını belirtmek durumundayız.Bu konuda yapılmış bazı çalışmalarla birlikte, bazı şahsi çabalarımızı da dile getirmek istiyorum.</span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 14.35pt; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: midnightblue; FONT-FAMILY: Arial">&nbsp;</span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 14.35pt; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: midnightblue; FONT-FAMILY: Arial">Dedesi Osman Vehbi Efendi, bir çok eser yazmış kıymetli bir İslâm âlimidir. Babası Ahmet Refi, o dokuz yaşında iken vefat etmiştir. Yine âlim ve şair olan amcası Mehmet Tevfik Efendi tarafından yetiştirilmiştir.</span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 14.35pt; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: midnightblue; FONT-FAMILY: Arial">&nbsp;</span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 14.35pt; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: midnightblue; FONT-FAMILY: Arial">1869’da Ankara’da doğan Halil Halid, ilk öğrenimini Ankara’da yaptı. Sonra Beyazıt Medresesi’ne devam etmiş, ardından girdiği İstanbul Hukuk Fakültes’ni 1893 yılında bitirmiştir. Dönemin siyasi baskılarından dolayı 1894’de İngiltere’ye gitmiş, burada gazeteciliğe başlayarak siyasi ve sosyal konularda yazılar yazmaya başlamıştır. 1897’de Londra Osmanlı Elçiliğinde konsolos yardımcısı oldu.1902-1911 yılları arasında Türkçe öğretmeni olarak Cambridge Üniversitesi öğretim kadrosuna dahil oldu. Bu arada yüksek lisans yapmış, dışişleri mensuplarına Türkçe dersleri vermiştir. O sıralar Londra’da yaşayan Büyük Şairlerimizden Abdülhak Hamid ile tanışmış ve iyi dost olmuşlardır.</span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 14.35pt; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: midnightblue; FONT-FAMILY: Arial">Bu dönemde Avrupalı ve İngiliz anlayışını tahlil eden Halil Halid Bey, görüş ve değerlendirmelerini İngiliz gazetelerinde ve yazdığı kitaplarda cesaretle ortaya koymuştur. Osmanlı’ya ve Müslümanlığa karşı yapılan çirkin propagandaları ve peşin yargıları, yerden yere vurmuştur.</span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 14.35pt; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: midnightblue; FONT-FAMILY: Arial">&nbsp;</span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 14.35pt; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: midnightblue; FONT-FAMILY: Arial">Osmanlı Şiir tarihi adlı bir eser yazan J.W. Gibbb’e yardımcı olmuş ve bu kitaba bir takdim yazısı yazmıştır. Londra’da bir cami inşası için kampanya başlatmıştır. 1905 yılında Cezayir’de yapılan “Müsteşrikler kongresi” ne Cambridge Üniversitesi adına katılması şöhret ve itibarını arttırmıştır. Buradaki intibalarını, 1906 yılında Kahire’de “CEZAYİR HÂTIRATINDAN” adıyla yayınlamıştır.</span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 14.35pt; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: midnightblue; FONT-FAMILY: Arial">&nbsp;</span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 14.35pt; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: midnightblue; FONT-FAMILY: Arial">Osmanlı toprağı olan Bosna-Hersek’in Avusturya tarafından işgali üzerine, bu ülkeye karşı halkı “BOYKOT” a çağırdı. (Bu tarihimizde bir ilktir.H.D.) 1912’de İttihad Terakki’den mebus oldu ise de, 4 ayda sona erdi. 1913-14 yıllarında Hindistan Bombay başşahbenderliği görevine atandı. ( Hint müslümanları görevde kalması için İstanbul’a yüzlerce mektup ve telgraf göndermişlerdir.) Mısır, Sudan ve Cezayir’e seyahatleri vardır.</span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 14.35pt; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: midnightblue; FONT-FAMILY: Arial"><br>1922’de Edebiyat fakültesi, İlahiyat fakültesi ve Harbiye’de hocalık yaptı. Halil Halid Bey, 29 mart 1931’de İstanbul’da vefat etmiş, Merkez Efendi kabristanında toprağa verilmiştir.</span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 14.35pt; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: midnightblue; FONT-FAMILY: Arial">&nbsp;</span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 14.35pt; TEXT-ALIGN: justify"><span>Halil Halid Bey, hem medrese ve hem üniversite öğrenimi yapmış olması, bazı eserlerini İngilizce yazacak ölçüde iyi lisan bilmesi, kendisine güveni ve cesareti, vatanseverliği ve samimi bir müslüman olması, mücadeleci kişiliği ile hayatını devleti ve milleti için adamış idealist (ülkücü) bir şahsiyettir. Çerkeş kökenli soylu bir ailenin evlâdı olan bu değerli kişinin hayatını ve eserlerini öğrenmek, Türk okuryazar ve aydınları için gereklidir. Tabii, biz Çankırılılar için gerekli olduğu kadar...ayrıca bir borçtur. 1900’lerin başında, Osmanlı Devleti’nin “Şark Meselesi” sebebiyle kanlı bir çatışmaya gireceğini yazmış, bu öngörüsü-maalesef-haklı çıkmıştır.</span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 14.35pt; TEXT-ALIGN: justify"><span>&nbsp;</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 14.35pt; TEXT-ALIGN: justify"><span>BİR TEKLİF</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 14.35pt; TEXT-ALIGN: justify"><span><br>Halil Halid Bey’in önemli bir eseri olan önce “THE CRESCENT VERSUS THE CROSS” adıyla İngilizce yayınlayıp, ardından “ HİLÂL VE SÂLİB MÜNÂZAASI” adıyla Türkçe’ye çevirdiği eseri; Türkiye Diyanet Vakfı tarafından sadeleştirilerek "HİLÂL ve HAÇ ÇEKİŞMESİ" adıyla yayınlanmıştır. </span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 14.35pt; TEXT-ALIGN: justify"><span>&nbsp;</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 14.35pt; TEXT-ALIGN: justify"><span>Okuyuculardan ricamız, bu eseri mutlaka okumalarıdır. Yoksa “Kahrolsun!” veya “Yaşasın!” sloganlarıyla iki renkli bir dünyada kilitlenip kalırız. “Bilgi sahibi olmadan kanaat sahibi oluruz(!)”. Ne misyonere, ne Taşnakçı’ya, ne bölücüye verecek doğru-dürüst bir cevabımız olur. Buyrun, bir hemşehrimizin dünyada yankı uyandırmış kitabı üstelik sadeleştirilmiş olarak önümüze konmuştur.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 14.35pt; TEXT-ALIGN: justify"><span>&nbsp;</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 14.35pt; TEXT-ALIGN: justify"><span>Şeytana küfretmekten, salavat getirmek yeğdir!</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 14.35pt; TEXT-ALIGN: justify"><span><br><br>Kitabın Künyesi:</span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"><span><br>Hilâl ve Haç Çekişmesi, Halil HALİD, Mehmet ŞEKER (Prof. Dr. - Sadeleştiren), A. Bülent BALOĞLU (Dr. - Sadeleştiren), Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları-1997.<br></span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: midnightblue; FONT-FAMILY: Arial"><br>------------------------------------------------------------ ----<br>(1) Halil Halid Bey’in daha bir çok eseri mevcuttur. Bu konuda yaptığım bir girişim sonuç vermiş, önemli başka kitapları da yayına hazırlanmaktadır. Bu hususta müteakip yazılarımda bilgi sunacağım. (Ayrıca bu zat hakkında 2001 yılında Çerkeş Belediyesi tarafından düzenlenen bir toplantıda Çerkeşlilere konferans vermiştim.) Halil Halid Bey’e Cenab-ı Hak’dan rahmet diliyorum.</span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: midnightblue; FONT-FAMILY: Arial">&nbsp;</span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: midnightblue; FONT-FAMILY: Arial">&nbsp;</span><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"><span>Hakkı DURAN </span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 6.5pt; FONT-FAMILY: Verdana">21 .&nbsp;&nbsp; Dönem ÇANKIRI Milletvekili</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><font face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></p><p></span></span></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>12 Dec 2007 10:26:35 GMT</pubDate>
		<guid>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000005706377</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>mülkiyeli</dc:creator>
		<title>HAYIRLI TESKERELER</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000005423755</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p>Şıhdoğan Köyün'den Asker Ocağına yolladığımız Selçuk ve Tuğrul' a Vatani görevlerini en iyi bir şekilde yapıp, sevdiklerine sağlıklı bir&nbsp;halde kavuşmalarını diliyorum.</p><p>&nbsp;</p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>21 Nov 2007 10:20:15 GMT</pubDate>
		<guid>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000005423755</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>mülkiyeli</dc:creator>
		<title>G&#246;rg&#252;s&#252;z Toplum </title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://buyukgenc.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000004983290</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> Görgüsüz Toplum <img src="" >Mehmet Şevket Eygi <br>18.10.2007 <img src="" ><img src="" ><p><b><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">MERZİFON</span></b><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">'dan İstanbul'a göç etmiş, o estetik ve güzel ihramı bırakmış, Mahmut Paşa veya Unkapanı'ndan bir pardösü almış, Sultanhamamı'ndan rengârenk bir eşarp ve sözde İstanbullu olmuş. </span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">İstanbul'da büyük ve derin bir kültür yozlaşması görülüyor. Tabiî görene... </span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">Şu anda Avrupaî kıyafette, giyim kuşamda başarılı olduğumuz söylenemez. Ev mimarîmiz, ev dekorasyonumuz, yeme içmemiz artık ne millî, ne de Avrupaî. </span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">Görgü konusunda da büyük bir kriz içindeyiz. Tramvayda veya otobüste 20 yaşında dinç bir genç sereserpe oturmuş, seksen yaşındaki ihtiyar ayakta sarsıla sarsıla yolculuk ediyor. Bu bir görgü, nezaket, medeniyet, insanlık iflası tablosudur. </span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">Sokak kültürü de bitmiş. Şu karıya bakınız: Çalkalaya çalkalaya yürürken gayet şuh ve cilveli bir eda ile cep telefonu ile konuşuyor. Sorsanız kendisine uygar, çağdaş, açık fikirli bir karıyım der. Ne günlere kaldık! </span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">Kendilerini tesettürlü sanan bazıları ondan görgülü ve terbiyeli değil. Yazın ve bilhassa Ramazanda Sultanahmet meydanında ne başörtülüler gördüm. Daracık yırtmaçlı bir etek, göğüslerini gösteren bir tişört veya bluz, takıp takıştırmış, sürüp sürüştürmüş salına salına yürüyor. Böylelerinin tesettürüne çok gülünür. </span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">Bu yaz çarşaflı ve sakallı genç bir çift gördüm. Elele tutuşmuşlardı ve herkesin arasında öyle yürüyorlardı. Üstelik parmaklarını birbirine kenetlemişlerdi. Bunlar da kendilerini dindar sanıyor. Zehi gaflet! </span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">Bir halk lokantasında yemek yiyorum. Masa boş. Biri geliyor ve oturuyor. Ne izninizle diyor, ne de afiyet olsun...</span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">Büyük bir markette, annesinin yanındaki küçük çocuk el sürülmemesi gereken yiyecekleri elliyor, çiçek standındaki çiçekleri kopartıyor.</span> </p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">Otoyolda gidiyorsunuz, canavarın biri, bir iki metre kazanmak için çılgınca sürüşler yapıyor.</span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">Bir yerde kuyruk var. Terbiyesiz, görgüsüz, bayağı, alçak, rezil, şerefsiz biri kurnazlık yapıp başa geçmek istiyor.</span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">Görmemiş türedinin biri arkadaşını mütevazı arabasından dolayı azarlıyor:</span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">- Yahu Kazım, bırak artık şu arabayı da şöyle lüks ve gösterişli bir şey al. Bu araba sana yakışmıyor...</span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">- Başka bir görmemiş, evvelki akşam gittiği lüks lokantada yediği pahalı yemekleri bir bir sayıyor. Herifin midesi manda işkembesi gibiymiş. Bunca yemek insan midesine <span>&nbsp; </span>sığmazki.</span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">Tramvayda herkesin arasında bir kızla bir delikanlı sarılıp öpüşüyor. Bunların köpek kadar hayası, terbiyesi yok. Söylesen saldırırlar. Lâ havle deyip ilk durakta iniyorum. </span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">Çay taze mi diye soruyorum. Tabiî taze cevabını veriyorlar. Bir çay diyorum, geliyor, Çapanoğlunun abdest suyu gibi, berbat mı berbat. Be adamlar, taze çay yoksa kahve içerdim, niçin beni aldattınız? </span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">Küçük semt pazarına gidiyorum. Alışveriş yaptığım her esnaf "Bereket versin" diyor. Burada durum o kadar bozuk değil.</span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">Geçenlerde lüks bir kafeye gittim. Garsonların nezaket ve kibarlığına hayran kaldım. Kafeyi Kanadalı bir hanım işletiyor.</span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">Ezan okununca bir camiye girmek istiyorum. Kapıdaki kaba biri "Ayakkabılarını poşete koy..." diye sert bir şekilde emir ediyor. Camiye girmiyorum, ayakkabılarımı tekrar giyip gidiyorum. </span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">Çarşıkapı'daki yeraltı geçidinin yanındaki camide eskiden kalma zerenduz bir levha vardı. Son gittiğimde onun yerini boş gördüm. Çalınmış. Kime ne... </span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">Ayvansaray'da Hazret-i Cabir Camii'nde Çarşambalı Arif Efendi'nin gerçekten nefis bir<span>&nbsp; </span>levhası vardı. O da çalındı, geçenlerde 25 bin liraya müzayedede satılmış. Çalan, bilerek alan, satan, göz yuman... hepsi ateşte yansın. </span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">Artık İstanbul'u terk etmek zamanı geldi. Yaşlılık günlerimi bu şehirde geçirmek çok zor olacak.</span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">Bir ayağım yine İstanbul'da kalmak üzere en fazla iki-üç saat uzaklıkta küçük bir yere taşınmak istiyorum. Gürültüsüz, patırtısız, trafiksiz, koşuşturmasız sakin bir yer. </span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">Eskiden kalma iki katlı bir ev, küçük bir bahçe. Zaten ben kalabalıktan hoşlanmam. Böyle bir yer bulabilir miyim acaba?</span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt"><b>Gecenin Köründe Marşlar Çalar mı?</b></span></p><p><span><b>GECENİN </b>köründe fecr-i kâzipten önce marşlar çalınmaya, sert bir üslupla demeçler okunmaya başlar mı? Laiklik tehlikedeydi, vatan elden gidiyordu, demokratik yollarla işbaşına gelmiş iktidar ihanet ediyordu... İdareye el konulmuştur... Sonra yine hamasî marşlar. </span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">Bazı büyük gazeteler pabuç gibi manşetler atarlar, laikliğin nasıl kurtarıldığını heyecanla anlatırlar.</span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">Laikliğe muhalif olanlar toplanmaya başlar. Hapishaneler, kamplar dolar. Yurtta sulh, cihanda sulh...</span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">Açlar iş ve ekmek istiyoruz diye bağırıyor. Laiklik onları doyurmuyor. Ekmek istiyorlar, sıcak yemek istiyorlar, tatlı ve meyve istiyorlar.</span> </p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">Şu gencin haline bakınız, üniversiteyi bitireli üç sene olmuş, doğru dürüst bir iş bulamamış. "Hangi iş olsa yaparım" diye ilan vermiş, bir cevap alamamış. Onun gibi yüz binlerce, milyonlarca işsiz var. Onlar iş istiyor, aş istiyor; edebiyatla, ideolojiyle karınları doymuyor onların. </span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">Masonluk için çalışmak, ülkenin masonik prensiplere göre idare edilmesini istemek suç değil de, niçin İslâm için çalışmak suç?</span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACING: -0.25pt">Sabataycılar devleti ele geçirmişler, bu suç olmuyor. Çoğunluktaki Müslümanlar ele geçirmek isteyince niçin suç oluyor? Anlamak zor.</span></p><p><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; LETTER-SPACI